Cumartesi, Şubat 27, 2021

Analiz – ABD’de Yeni Dönem Başlarken

ÖNERİLENLER

SOL Parti’den CHP’ye Anayasa Mektubu

Sol Parti bugün CHP genel merkezini ziyaret etti. Görüşmede Sol Parti başkanlar kurulu üyeleri Önder İşleyen, İlknur Başer ve...

Arap Baharı Başarısız Oldu Ancak Sefalet ve Adaletsizliğe Karşı Öfke Sürüyor – Çeviri

Counterpunch.org sitesinden kısaltılarak çevrilmiştir. Yazar: Patrick Cockburn https://www.counterpunch.org/2021/02/17/the-arab-spring-failed-but-the-rage-against-misery-and-injustice-continues/ On yıl önce, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’nın tamamında insanlar, egemenlerine karşı ayaklanıp demokrasi...

Dosya (2): Mustafa Sönmez – Derin Yoksulluk

Türkiye’de sayıların ifade ettiğinin ötesinde yaşanan yoksullaşma pandemi koşullarında yatay ve dikey olarak ilerledi, derinleşti. Etkin bir sivil toplum...

Dosya(1): Selçuk Candanayar – Derinleşen Kriz ve Toplumun Ruh Hali

Youtube söyleşi linki yazının altında! Nazım Hikmet, Memleketimden İnsan Manzaraları’nda Kartallı Kazım’ ın hikayesini anlatırken söz eder açlıktan. 1. Dünya...


Joe Biden, yemin ederek Başkanlık koltuğuna oturdu. Trump, bir şekilde geri döneceğim sözleriyle veda ederken, Biden 14 kararname ile Trump’ın izlerini silmeye başladığını duyurdu. Kongre işgaline varan gerilimin içinde bu geçiş tamamlanmış oldu. Amerika’yı ve dünyayı şimdi neler bekliyor sorusu şimdi daha çok gündemde. 

TÜRKİYE

Biden’ın kazanmasıyla birlikte AKP iktidarı bir adaptasyon sürecine girmeye çalışıyor. Trump’ın başkanlık döneminde, Rusya ve ABD dengesinde kendine yer açan siyasal İslamcı rejim ABD’deki yön değişikliği içinde de kendine yer açmaya çalışıyor. Ekonomik ve hukuksal reformlarla AB’ye yüzlerin dönülmesi, D.Akdeniz gerginliğini azaltma Yunanistan ve Fransa ile başlayan diplomasi bunun bir parçası. Bu adaptasyon sürecinin belli politika değişikliğini gerektireceği noktalar ise iktidar bloku içinde çelişkilere neden olduğu da son dönemdeki trafiklerle de görülebiliyor. İçerde de ciddi güç kaybına uğramış iktidar, ABD’deki dönüşüme birlikte dış basıncı da üzerinde daha çok hissedecek. AB ile ilişkiler üzerinden ABD ile denge ve ilişki arayışı burada NATO konseptine bağlı askeri bir düzlemi de içererek geliştirilmeye çalışılıyor. Ancak burası dikensiz bir gül bahçesi değil. AKP’nin elinde göçmen kozunu tutmaya devam etse de buna dayanarak bir denge oluşturması ihtimali oldukça zayıf. Öte yandan AB’nin siyasi davalar konusundaki tutumundan başlayarak D.Akdeniz’e uzanan bir dizi çelişki alanı var. 

ABD ile ilişkiler düzlemine baktığımızda da S-400 bağlamında Rusya ile kurulan ilişkiden Suriye’deki fiili durumun siyasi bir çözüme nasıl kavuşacağı noktalarına bir dizi ciddi çelişki birikmiş durumda. Joe Biden’in dış işleri bakanlığına aday gösterdiği A.Blinken, Türkiye’ye yönelik yaptırımlarla ilgili soruya, yaptırımların devam edeceği ve sonrasın Türkiye’nin tavrına göre karar verileceğini söyledi. Türkiye’nin, burada ABD’nin komuta merkezine geçtiği seçeneklere açık olduğu biliniyor. Ama daha önemli konu Suriye’de Kürt özerk bölgesinin geleceği ile birlikte İdlip’te sıkışan cihatçı güçlerin geleceğinin nasıl olacağı da bir masada olacak. Biden’ın, Kürt özerk alanının korunması hususunda Trump’tan daha kararlı olacağı aşikar. Öte yandan Türkiye, Rusya ile bir denge oluşturmuş olsa da İdlip üzerinden rejimle çatışmasını sürdürüyor ve halen bu bölgede bir cihatçı iktidar alanı kurma gayretini sürdürüyor. Asıl konu iktidarın bu noktalarda alacağı her kararının içerdeki ittifakları için ciddi çelişkilere de gebe olması. Dolayısıyla, AKP için ABD’nin yeni dönemine adapte olmak kolayca yapılabilecek bir şey değil. Bu noktada ABD’nin, özellikle Rusya, Çin ve İran merkezli bir karşıt eksen üzerinden, AB ittifaklarını güncelleme ve NATO’yu yeniden konumlandırma noktasında da bir yönelimi olduğunu düşündüğümüzde, AKP için denge politikalarının da sonuna gelindiği ortada. Önümüzdeki günler de siyasetteki dizilim ABD’deki bu yeni dönem etrafındaki yönelim ve çelişkiler içinde şekillenecek görünüyor. 

KÜRESEL LİDERLİĞİ DÖNÜŞ


A.Bliken, Senato Dış İlişkiler Komitesi’ndeki oturumdan yaptığı konuşmada, ABD’nin küresel liderliğine döneceğinin altını çizdi. Çin’i ekonomik ve askeri bakımdan en önemli tehdit olarak gördüklerini ifaden eden Bliken, Rusya ve İran’ı da içine alan bu hatta karşı birleşik bir cephe inşa edeceklerini vurguluyor. Birleşik cephe ile AB ve NATO’nun merkezinde olacağı ve Asya-Pasifik’e uzanacak bir kuşatma hattından söz ediyor. Bunun Ortadoğu’daki yansıması ile ‘İsrail’in güvenliği bizim için de kutsal olmaya devam edecek’ sözlerinde de ifadesini bulan, İsrail merkezli olarak İran’a karşı kurulan ittifakın pekiştirilmesi anlamlına geleceği açık. Bu da ABD’nin Suriye’de Kürt özerk bölgesindeki inisiyatifini güçlendirme, bölgede daha etkin olma çabasına gireceğinin bir ifadesi. Latin Amerika’da Trump’ın sürdürdüğü darbe ve iç savaşlar konusuna da değinen A.Bliken, bu konuda herhangi bir tereddüte sahip değil. Venezüela’da ‘Guido’nun geçici başkanlığını’ destekleme devam edeceklerini söylerken, bu bölgeyi kuşatma sürecinin de devam edeceğini ilan ediyor. 

Bu küresel liderlik iddiasının hayata geçmesinin önünde ise ciddi engeller var. ABD’nin hegemonya kaybı sonrasında küresel düzlemde güç ilişkilerinde ciddi bir değişim yaşanmaya başlıyor. Çin’in merkezinde olduğu odak giderek daha etkin hale gelirken, bunun en önemli sonucu da ABD’nin hamle gücünü sınırlanması oluyor. ABD bu koşullarda giderek daha yıkıcı gücünü ön plana alan bir dağıtma operasyonu üzerinden hegemonyasını sürdürmeye gayret etse de bunda kalıcı başarılar elde edebildiğini söylemek hiç de kolay değil. Öte yandan kapitalist krizi aşabilecek politikalar üretilemezken pandemi bunu daha da derinleştirmiş durumda. Bu da devletler düzlemindeki çelişkilerle birlikte toplumsal çelişkileri de derinleştirerek ülkeler için kaotik süreçleri ortaya çıkarmaya devam ediyor. Bunun en son örneği de ABD, Kongre işgaline varan eylemlerle yaşadı. Dolayısıyla ABD tam da bu sorunlardan çıkış için ittifaklarla güçlenmiş agresif bir siyaset izlemeye hazırlanıyor. ABD müesses nizamının eski temsilcilerinden olan Biden kuşkusuz ki bunun için uygun bir isim. Paris iklim anlaşmasına ve Dünya Sağlık Örgütü’ne geri dönüş, ırkçılığa karşı mücadele sözleri ve Meksika sınırına örülen duvarın durdurulması gibi kararlar ise bu yıkıcı gücün üzerini kapatmak üzere devreye sokulmuş bir örtü olmaktan öte bir şey değil. 

***

Biden Trump’ı Yendi
Peki Siyasal Liberalizm
Neo-faşizmi Yenebilecek Mi?

Trump, seçimlerde oylarını arttırmasına karşın yenildi. ABD için Kongre işgali kadar şok edici olan bu yükseliş Trump’ı kaybettiği seçimin ardından da güçlü kılmaya devam etti. Seçim sonucunu değiştirmeye yönelik hamleleri Amerikan bürokrasisince biraz şımartılsaydı Trump bunu sonuna kadar zorlayarak başarmanın yolunu da bulabilirdi. Kongre işgaline gelince sonucu değiştirme ihtimalinin ortadan kalktığı bir anda yenilgiyi telafi etmekten çok mücadeleye devam etmenin bir başlangıcı olabilirdi. İşgalin öncesindeki büyük kitle gösterisi, silahlı faşist güçlerin sokak şovları Trump yenilse de Trumpizmin (neofaşizmin) yenilmediğini ortaya koyuyordu. Kongre işgali ise Trump için işleri içinden çıkılmaz hale getirdi. Trump’ın azledilmesine gidecek sürecin de yolunu açan bir işgalle birlikte Biden, kendi sınırlarını aşacak bir gücü arkasına alarak koltuğa oturdu. Öte yandan Trump, yol gösterdiği bir eylem anında onunla birlikte olanlara da sırtını dönmek zorunda kalarak, bu ağırlıkla genç neofaşist kitlenin liderliğini de büyük ölçüde kaybetti. Trump’ın Cumhuriyetçi Parti ile yollarını ayırarak yeni bir siyasi parti kurma arayışı içinde olacağı konuşuluyor ancak öte yandan faşist kitle hareketinin ortaya çıkardığı yeni genç liderlerin öne çıkmaya başlaması da dikkate alınmalı. Bu gelişmeler neofaşist kitle hareketinin Trump’ın Başkanlık koltuğundan inmesiyle sona ermeyeceği, aksine şimdi seçimin hile ile gasp edildiği yönündeki bir öfkeye de sahip olarak yeni bir yola gireceğinin işaretlerini veriyor. 

Biden ilk konuşmasında parçalanmış Amerika’yı birleştirmek için çalışacağını söylese de bunun hiç de kolay olmadığı ortada. Biden, Trump’ın temsil ettiği neofaşizm karşısına koyabildiği ise siyasal liberalizmden ötesi değil. Biden, bildik liberal retoriği tekrar ederek Amerikalılara şöyle seslendi : “Pek çok Amerikalının geleceği karanlık gördüğünü biliyorum. İşleri, aileleri konusunda endişeleniyorlar. Bunu anlıyorum ama içimize dönmemiz gerekiyor. Hiziple mücadele etmemiz gerekiyor. Size benzemeyen kişiye güven duymayarak yaşayamazsınız. Bizim bu sivil savaşı durdurmamız gerekiyor. Mavi ile kırmızının mücadelesini durdurmamız gerekiyor. Muhafazakarlar liberallere karşı, kırmızı maviye karşı, kenti kırsala karşı gibi davranacağız. Eğer kalbimizi açarsak tölerans gösterirsek bunu başarabiliriz. Annem şöyle derdi :”Bir anlığına başkasının yerine koy kendini” bunu yaparsak başarabiliriz”.

Bir hiziple mücadelenin altını çizen Biden, Amerikalıları birbirini anlamaya ve kalplerini birbirine açmaya çağırıyor. Bu sözler Biden’ın parçalanmış Amerika karşısındaki çaresizliğinin bir ifadesi olarak görülebilir. Neofaşizmin yükselişine kaynaklık eden en önemli konu kuşkusuz ki işsizlik ve yoksullaşmanın derinleşmesi. Pandemide ABD’dik gıda bankalarına başvurularının yüzde 60 artmış olmasının bunun boyutlarını gösteriyor. Sağlığa erişimin yoksullar için imkansızlaştığı; işsizliğin yükseldiği bu dönemde toplumsal tepkilerin altındaki belirleyici unsur da bu talepler oluyor. Irkçılığın en önemli kaynaklarından birisi, Trump tarafından da körüklenen göçmen karşıtlığı üzerinden biçimlenmiş bir beyaz üstünlüğü üzerine kuruluyor. Böyle bir ayrışmada neofaşist kitlelerin biçimlenmesi bu temel üzerinden yükseliyor. Öte yandan Trump’ın yenilgiye uğratılmasında çok ciddi rolü olan ırkçılık karşıtı hareketten kadın hareketine kadar tepkileri de bu sınıfsal temelden ayrı ele almak mümkün değil. Toplumsal zemindeki çatışmanın iki ucu böyle biçimlenirken Biden’ın, soyut bir kardeşlik ve liberalizm vaadinin toplumsal parçalanmaya yanıt üretemeyeceği gibi, neofaşist yükselişin önüne geçmesi de mümkün görünmüyor. ABD açısından böyle bir kaotik tablonun uzun süreli varlığını koruyacağını şimdiden söylemek pekala mümkün. Asıl üzerinde durulması gereken ise Trump karşıtı sol, demokratik muhalefetin bu koşullarda kendisine nasıl bir yol bulacağı. Dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi ABD’de de yaşanan toplumsal bunalımın üstesinden gelebilecek ve yükselen yeni faşist hareketlerin etkinliğini kırabilecek olan şey de bu. 

SON HABERLER

SOL Parti’den CHP’ye Anayasa Mektubu

Sol Parti bugün CHP genel merkezini ziyaret etti. Görüşmede Sol Parti başkanlar kurulu üyeleri Önder İşleyen, İlknur Başer ve...