İktidarın Gençlik Çıkmazı – Analiz

İktidarın Gençlik Çıkmazı – Analiz

Z kuşağı tanımlamasıyla jenerik ve “ehli” bir yere konumlandırılıp, anlaşılması için ajanslara milyonlar aktarılan gençlik, üniversite eğitimini sürdürebilmek için kalacak bir ev bulamıyor. Üniversitelerin açılmasına günler kala, artan konut ve kira sorunları milyonlarca gencin önünde hayati bir soruna evirilmiş durumda.

AKP’nin Mersin buluşmasında, Erdoğan’ın arkasında şirin bir minibüs, önünde Starbucks bardağı bulunan fotoğraflarının “Gençlikle Buluşma” temasıyla sosyal medyaya servis edilmesinin ardından, Z kuşağı ve gençliğin siyasi partilerle ilişkisi tekrar tartışma konusu oldu. AKP’nin de millet ittifakı partilerinin de belli bir ambalaja oturtmak istediği, reel siyasetten azade, kendi renkli dünyalarında yaşıyormuş gibi davrandığı gençlik ise şu an ülkedeki ekonomik krizin en ağır sonuçlarından birini yaşıyor. Gerçeğin kendisi ile kitle partilerinin gördüğü arasındaki zıtlık ise aynı zamanda ülkedeki en ağır sorunlara karşın gerçekçi çözümler üretmek ile günü kurtarmak arasındaki farkı ortaya koyuyor.

Reklam ajanslarının, 2000’ler ortalarından beri satmaya alışık olduğu, teknoloji ile iç içe, sosyal ve kültürel etkinlikleri kaçırmayan, hayatın gerçekliğine karşın dünyaya hep rengarenk ve neşeli bakan apolitik gençlik imajı, her gün ülkedeki kötü gidişle birlikte sarsılmaya devam ediyor. Gençler, değil en temel teknolojik imkanlara ve kültürel etkinliklere, üniversite eğitimine bile ulaşamayacak noktaya geldi. Hayat pahalılığından en çok etkilenen kesimlerden biri olarak, her gün sosyal medyada, sokak röportajlarında durumunu haykıran milyonlarca genç için artık en basitinden sinemaya, konsere, tiyatroya gidebilmek bile lüks. Pandemi döneminde uzaktan eğitim birçok genç için koşulları sağlanamayacak bir teknolojik yeterlilik gerektiriyordu. Şimdi ise emlakçıların ve ev sahiplerinin, iktidarın umursamazlığını fırsata çevirmesiyle arttırdığı kira fiyatları sebebiyle çoğu öğrenci üniversite eğitimini sağlayamayacak durumda. Devlet yurtlarının, KYK kredileri ile karşılanamayacak kadar zamlanması, geriye bir tek tarikat yurtlarını seçenek olarak bırakıyor.

Dolayısıyla yıllardır alışılagelen “rengarenk, teknolojiyle iç içe, kendine özgü kaygıları olan” gençlik kuşağı imajının gerçekle bir ilgisi bulunmuyor. İktidarın, en az oy aldığı kesim olan 24 yaş altına ilişkin erişme çabalarının bu basit, altı boş imajın ötesine geçemeyişi, ülkedeki ekonomik krizin yarattığı herhangi bir soruna yönelik bir çözüm üretme niyeti ve siyasi aklının olmayışından kaynaklı. Milyonlarca gencin üniversite eğitiminin önüne geçen kira krizine karşın bile tek çözümleri müteahhitlere konut inşaatı karşılığı yeni indirimler uygulamak oluyor.

Gençliğin tüm kültürel ve sosyal imkanlarını, gerici politikalarıyla kısıtlayan, laikliğe savaş açarak nefes aldırmayan bir iktidarın, gençlikle en renkli ilişkisi bu yüzden Starbucks bardağından öteye gidemiyor. Bu anlamıyla Mersin’deki o fotoğraf aynı zamanda 12 Eylül’den bu yana özenle apolitik, uysal, hayatın gerçeklerinden kopuk ve kapitalist bir kültürle yoğurulmuş gençlik imajının artık gerçekle hiçbir bağının kalmadığının sembolü haline geliyor. Neoliberal kapitalizmin bugün artık gençliğe sunabildiği tek şey kahve bardağının fotoğrafı. Sunulan alım gücü ve imkanlar, gençlere bir bardak kahvenin ancak fotoğrafına erişme şansı bırakmışken, bugün bu jenerik ve ambalaj kalıplardan uzak, hayatın dayattığı en temel sorunlar üzerinde, dayanışma ve mücadele ile gidecek bir gençlik siyasetinden başka bir imkan bulunmuyor.

Muhalefet partileri için konuşacak olursak da; düzen partilerinin sorunları erteleme biçimlerinden biri olan sevimli imajları, dizileri ve bilgisayar oyunlarını takip eden, Spotify kullanan siyasi liderler, bu imkanlara gençlerin artık sahip olmadığından bir haber. Bugün artık konser, festival düzenlemek, esprili tweetler atmak da gençliğe ulaşmanın bir yolu değil. Gençlik hem barınma imkanının hem de laik yaşama biçimini tekrar kurabilmek istiyor. Bugün gençliğe ulaşabilmek değil, gençliğin yanı başında, sorunlarıyla beraber mücadele edebilmek, gerçeği sevimlileştirmek değil, onlara güzel gelecek bir geleceğin imkanlarını kurmak gerek.

Yanıtla