Avusturya’da Solun Seçim Zaferi

Avusturya’da Solun Seçim Zaferi

Avusturya’nın ikinci büyük şehri Graz’da, belediye seçimlerini oyların yüzde 29’unu alan Komünist Parti (KPÖ) kazandı. Bu seçim zaferinin ardında ise partinin 90’lardan beri programında olan motto yatıyor: “Gündelik hayatın ve sınıf mücadelesinin gerektirdikleri için işe yarar bir parti.”

Avusturya’da ilk kez seçimlerden birinci parti olarak çıkan Komünist Parti’nin bu başarısı, partinin geçmişini bilenler için çok sürpriz olmadı. Bir önceki seçimlerde de oyların yüzde 20’sini alarak ana muhalefette olan parti, 1990’lardan beri şehirdeki en güçlü sosyal dinamiklerin örgütleyicisi konumunda.

İlk olarak 90’larda solun dünyanın her yerinde ideolojik bir bunalım içerisine girdiği dönemde, partinin merkezi de liberal dönüşüme kendisini kaptırmış olsa da Graz’daki parti örgütü, bu dönüşümü ihanet olarak görerek, programında ve önceliklerinde herhangi bir değişiklikte bulunmuyor. Hala daha merkez sağ tarafından radikallikle sıkıştırılmaya çalışılan örgüt, bir yandan iktidarı alma mücadelesi verirken öbür yandan Avrupa solu için artık ‘cıs’ haline gelmiş Sovyetler’i, Lenin’i savunmaktan geri durmuyor.

Fakat partinin başarısının ardında sadece ideolojik tutarlılık ve kararlılık yatmıyor. Partinin Graz’daki önderlerinden Robert Kratz’ın söylemiyle, yerel seçimler bir şehirde sosyalizm ya da sosyalizme geçiş süreçleri değil, ancak sol politikaların ancak tabandan örgütlenerek gerçekleştirilebildiği takdirde vücut bulacağının bilincindeler.

90’larda tüm dünyada ve parti merkezinde de ideolojik savrulmalar yaşanırken, Graz örgütlenmesinin kendisini bu dönüşümden koruyup, doğrudan ülkedeki neoliberal dönüşümle mücadele etmesi de bugünkü başarıyı getiren en önemli sebeplerden. Ev sahiplerinin ve inşaat şirketlerinin tüm baskılarına ve tacizlerine karşı kiracılarla dayanışma yoluna giden, kira zamlarını, haksız evden çıkarmaları ve kentsel dönüşüm politikalarını doğrudan sokakta, dayanışmayla engelleyen parti, o dönemden beri Graz halkının gündelik hayattaki en büyük güvencesi oldu. 2000’lerin başından itibaren bu mücadeleyi belediye meclisinde de sürdüren parti, yoksullara ekonomik destek gibi refah programlarının mücadelesini vermenin yanında, alternatif dayanışma ağları ile de gelir, sağlık, kira yardımı gibi hayati meselelerin yerel yönetimin sınırlarının dışında da sağlanabilmesinin yolunu inşa etti. Bugün Graz’da en yoksul kesimin sorunları için ilk bağlantı kurduğu yapının parti olması, göz ardı edilemez ve kolayca silinemez bir başarı.

Yıllardır belediye meclis üyelerinin, çeşitli temsilcilerinin tüm maaşlarını oluşturulan yoksulluk fonlarına aktarılması, özelleştirme politikalarına karşı referanduma götüren imza kampanyaları ile sermayeye karşı halkın öz gücünü örgütleme başarısı ve son olarak pandemi döneminde verdikleri sınav, bu seçim başarısının bir sürpriz ya da istisna olmadığını kanıtlıyor. 2017 seçimlerinden sonra sadece 3 kişinin çalıştığı sağlık komisyonuna ‘itilen’ komünist partililer, pandemi başladıktan sonra belediyedeki en hayati görevle baş başa kaldılar: pandemi ile mücadele.

Pandeminin başlamasıyla 3 kişilik komisyonu bir anda 200 kişinin organize şekilde çalıştığı bir örgütlenmeye çeviren parti, hükümetin ücretsiz aşı vaadi gerçekleşmeyince kendi kaynaklarıyla aşı ücretlerini karşılayarak, tüm şehri ücretsiz aşılamayı başardı. Bununla da kalmayıp, aşı konusunda bilinç oluşturmak için kiliselerden camilere sokak sokak gezerek pandeminin kontrol altına alınmasında ciddi rol oynadı. Halkı kendi başına, kendi tasarrufuna bırakmayarak bu konuda da başarılı bir sürece imza attı.

Tüm bu virajlardan başarıyla geçen bir partinin, son seçimlerde yüzde 29 oy alarak belediyeyi alması sürpriz değil. Esas olan, bugün çok daha büyük sorumlulukların altında, aynı ilkeler ve öncelikler doğrultusunda, kamucu, toplumcu politikalarda, somut getirisi olacak bir ısrar gösterip gösteremedikleri olacak. Avusturya’da sol için yeni bir dönem başlıyor. Bugün ülkenin en büyük ikinci şehrinde, “hem gündelik hayatın hem de sınıf mücadelesinin getirdikleri için” işe yarar bir yerel yönetim deneyimi, kuşkusuz tüm dünya solu için önemli bir örnek teşkil edecektir.