Cumartesi, Şubat 27, 2021

Chomsky: Trump’ın Darbe Girişimi Hitler’in 1923 Komplosundan Daha Tehlikeli – Çeviri

ÖNERİLENLER

SOL Parti’den CHP’ye Anayasa Mektubu

Sol Parti bugün CHP genel merkezini ziyaret etti. Görüşmede Sol Parti başkanlar kurulu üyeleri Önder İşleyen, İlknur Başer ve...

Arap Baharı Başarısız Oldu Ancak Sefalet ve Adaletsizliğe Karşı Öfke Sürüyor – Çeviri

Counterpunch.org sitesinden kısaltılarak çevrilmiştir. Yazar: Patrick Cockburn https://www.counterpunch.org/2021/02/17/the-arab-spring-failed-but-the-rage-against-misery-and-injustice-continues/ On yıl önce, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’nın tamamında insanlar, egemenlerine karşı ayaklanıp demokrasi...

Dosya (2): Mustafa Sönmez – Derin Yoksulluk

Türkiye’de sayıların ifade ettiğinin ötesinde yaşanan yoksullaşma pandemi koşullarında yatay ve dikey olarak ilerledi, derinleşti. Etkin bir sivil toplum...

Dosya(1): Selçuk Candanayar – Derinleşen Kriz ve Toplumun Ruh Hali

Youtube söyleşi linki yazının altında! Nazım Hikmet, Memleketimden İnsan Manzaraları’nda Kartallı Kazım’ ın hikayesini anlatırken söz eder açlıktan. 1. Dünya...

Truthout.org sitesinden kısaltılarak çevrilmiştir.

Biden iktidara gelmiş olsa bile, otoriter, faşist bir siyaset biçimi hem Amerikan siyasetinin içine hem de kitlelere yerleşmiş durumda. Bu rahatsız edici gelişme, Chomsky’nin röportajına göre kontrol etmesi zor bir hale geldi. Yakın zamanda yayınlanan anketler, cumhuriyetçilerin ağırlıklı çoğunluğunun, son yaşananlardan sonra dahi Trump’ı desteklediğini gösteriyor. Darbe girişiminin hemen ardından gelen yeni hükümeti de düşündüğümüzde siyasi atmosfer açısından gelecekte bizi neler bekliyor?

Noam, uzun süredir Trump’ın kaybetmesi durumunda darbe yapmaya çalışacağı yönünde uzun süredir uyarıda bulunuyordun. Bu açıdan bakarsak, kongre binasında yaşaanlar senin açından şaşırtıcı oldu mu?

Şaşırdım diyebilirim. Trump’ın tabanından, son konuşmalarını düşündüğümde ciddi bir destek bekliyordum fakat bu şiddette bir darbe girişimine varacağını tahmin etmiyordum, muhtemelen katılanlar da etmiyordu. Çoğunluğu, kitle önderlerinin peşinde, anın heyecanına kapılarak, sadece kendilerinden seçimi çalan değil, aynı zamanda ‘kendi ülkelerini’ de ellerinden alan şeytanı kovalamaya girmişlerdi: beyaz Hristiyan ülkelerini.

Bunun bir darbe girişimi olduğu tanımı şüphe götürmez bir gerçek. Açıkça ve gururla da bu şekilde sahiplendiler zaten. Demokratik şekilde seçilmiş bir hükümeti yıkmaya yönelik bir hamleydi. Darbeydi. Doğru, alışık olduğumuz, Washington’a bağlı gelişen, kanlı, işkencelerle ve “insanların kayboldukları” bir darbe girişimi değildi. Ama bu bir darbe girişimi olduğunu değiştirmiyor. Evet, darbenin failleri meşru hükümeti savunduklarını iddia ediyor, ama bu en kanlı darbelerde bile böyledir zaten, Şili’de yine 11 Eylül’de yapılan, bugün hala anmaya devam ettiğimiz ikinci 11 Eylül’den çok daha acı ve kanla sonuçlanan darbede de böyle olmuştu.  İlkinin unutulma sebebi gerçekleştirenlerdi: İslamcılar değil, biz yapmıştık.

Kongre binasında darbe girişimine katılanların duyguları gayet netti. Seçimin çalındığı inancı hararetle savunuluyordu. Trumpçıların ağırlıkla yaşadığı, onun tanrı tarafından gönderilmiş bir kurtarıcı olduğunun düşünüldüğü yerlerde yaşayan insanlar için bu duygular normal.

Bir açıdan, bu inançlar göründüğü kadar garip değil. On binlerce oyun bir anda seçimin kaderini değiştirebildiği bizimki gibi berbat bir demokratik sistemde, neredeyse 7 milyon oyun seçimi “yanlış insanlardan” korumak için kolayca yok edilebileceği, 2013’te geçen utanç verici seçim yasası sebebiyle çok da şaşırtıcı değil.

Daha önce de tartıştığımız gibi, iktidardaki şeytani figürü de Amerikan toplumunun, tarihinin ve kültürünün temellerindeki zehirli damarlara dokunabilmekteki başarısı sebebiyle kutlamak lazım.

Ayrıca şunu söylemem gerekir ki ülkeyi satın almış olanların, aslında tüm bu olan bitenin öncesindeki sorumluluklarına ve suçlarına rağmen verdikleri tepkinin hızına da ayrıca şaşırdım.

Reagan’dan beri süren neoliberal saldırının bir sonucu olduğu, bugün kongreyi basan çoğunluğun geldiği kırsal kesimi bu sistemin mahvettiği gerçeğini küçümsememek lazım. Toplumu ve siyaseti domine eden gücü, sermayeyi elinde tutanlar, insancıl görüntülerini bozduğu için Trump’ın davranışlarından hoşlanmıyorlardı, fakat kamuyu soyup ceplerini doldurabildiği sürece de Trump’ı tolere edebilirlerdi.

Ki ettiler de. Yüzde doksandan en zengine geçen zenginlik, yapılan çalışmalara göre bugün 50 trilyon dolara ulamış durumda. Trump-McConell ikilisinin yıllarca büyük şirketlere verdikleri hizmetin bedeli olan çevresel yıkımın maddi götürüsünü hesaplayamıyoruz bile.

Fakat 6 Ocak belli ki tolere edilebilecek bir şey değildi ki, ağır toplar kalemini kırdı.

Bir yandan da insan birbiriyle çekişme halindeki fillerin arasında kalan yasa yapıcılara acıyor. Bir tarafta, Trump’ın kontrolündeki sinirli kitleler, öbür tarafta onlara yukarıdan bakan, seçimlerini finanse eden ve hizalarında tutan büyük burjuva.

Bu arada kalma durumu özellikle senatörler konusunda zor, bağışçılara çokça bağımlılar. Öbür tarafta Trump taraftarları tarafından hain ilan edilme tehlikeleri ise daha büyük.

Bildiğimiz kadarıyla, DC savcısı, konsey üyelerini, Trump’ın kalkışma yasasından yararlanarak şehir polisinin kontrolünü ele geçirebileceği konusunda uyarmıştı, fakat doğrudan Kongre Binasına saldıracaklarını kimse düşünmemişti. Sizce, binayı işgale kadar varan olaylardaki güvenlik hataları, komplo olarak görülebilir mi?

Komplo denemesi, komplo teriminin kendisi fazla güçlü olur. Olanlar birçoklarına özellikle de faşizm tarihçilerine, Hitler’in 1923’teki başarısız girişimini hatırlattı.  

Güvenlik meselesi uzunca tartışıldı. Özel bir görüşüm yok bu konuda. Fakat en tepeye kadar uzanan bir yozlaşmanın olduğu, buna bağlı olarak emir komuta zinciriyle yapıldığı belli.

Trump sizce siyasi olarak bitti mi? Ya da soruyu biraz daha farklı soracak olursak, Washington kalkışması Trumpizm açısından sonun başlangıcı mıydı?

Uzaktan yakından alakası yok. Trump’ın, büyük güç merkezlerini karşısına almasına sebep olan hatasından sağ çıkıp çıkamayacağını göreceğiz. Çıkabilir. Parti tabanındaki gücünü korudu, seçmenleri sadık, hatta belki “derin devletin” kahramanlarına saldırıları sebebiyle daha da heyecanlılar. Yerel yöneticiler için de durum aynı. Cumuriyetçi Ulusal Komiteyi, kongre binası olayından bir gün sonraki ziyaretinde alkışlarla karşıladı. Yani farklı destekleri var.

Birey olarak kaderi ne olursa olsun, Trumpizm öyle kolay kolay kontrol altına alınamayacak. Kökleri çok derinlere inmiş durumda. Bu sahtekar adam tarafından bir hezeyana dönüşen öfke, ABD ile sınırlı değil. 50 trilyon dolarlık hırsızlık da temeli adaletsizliğe ve baskıya dayanan neoliberal felaketin sadece görünen yüzü. Daha göreceklerimiz var.

SON HABERLER

SOL Parti’den CHP’ye Anayasa Mektubu

Sol Parti bugün CHP genel merkezini ziyaret etti. Görüşmede Sol Parti başkanlar kurulu üyeleri Önder İşleyen, İlknur Başer ve...