Cuma, Şubat 26, 2021

Çıkmaz Sokakta Anayasa Gündemi – Analiz

ÖNERİLENLER

SOL Parti’den CHP’ye Anayasa Mektubu

Sol Parti bugün CHP genel merkezini ziyaret etti. Görüşmede Sol Parti başkanlar kurulu üyeleri Önder İşleyen, İlknur Başer ve...

Arap Baharı Başarısız Oldu Ancak Sefalet ve Adaletsizliğe Karşı Öfke Sürüyor – Çeviri

Counterpunch.org sitesinden kısaltılarak çevrilmiştir. Yazar: Patrick Cockburn https://www.counterpunch.org/2021/02/17/the-arab-spring-failed-but-the-rage-against-misery-and-injustice-continues/ On yıl önce, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’nın tamamında insanlar, egemenlerine karşı ayaklanıp demokrasi...

Dosya (2): Mustafa Sönmez – Derin Yoksulluk

Türkiye’de sayıların ifade ettiğinin ötesinde yaşanan yoksullaşma pandemi koşullarında yatay ve dikey olarak ilerledi, derinleşti. Etkin bir sivil toplum...

Dosya(1): Selçuk Candanayar – Derinleşen Kriz ve Toplumun Ruh Hali

Youtube söyleşi linki yazının altında! Nazım Hikmet, Memleketimden İnsan Manzaraları’nda Kartallı Kazım’ ın hikayesini anlatırken söz eder açlıktan. 1. Dünya...

AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın ‘yeni anayasa’ çıkışının mahiyeti tartışma konusu oluyor. Temkinli bir biçimde de olsa bir uzlaşma kapısı mı açılıyor diyenler de hızla ortaya çıktı. Mevcut ülke gerçekliğine belki sadece Boğaziçi direnişi karşısındaki tutuma baktığımızda da reformdan yeni anayasaya tüm gündemlerin mahiyetini anlamak mümkün. AKP ve MHP blokunun yeni anayasa konusunu gündeme getirmelerinin asıl mahiyeti Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adını verdikleri bu ucube tek adam rejimini tahkim etmek dışında bir anlama gelmiyor ki hem Bahçeli’nin uzun açıklaması hem de AKP cenahından gelen mesajlar da bunu ortaya koyuyor. 

Muhalefet Hamlesine Karşı Hamle

Erdoğan’ın kısa anayasa açıklamasının temel vurgusu, muhalefetin ‘kapalı kapılar ardında anayasa çalışması yapmasına’ eleştirisiydi. Hem Erdoğan hem de Bahçeli’nin, muhalefetin anayasa çalışmasını ‘terör odaklarıyla’ da bir ortaklık olarak ilan etmesi başlattıkları bu girişimin hedeflerinden birisi. 

Muhalefet bloku parlamenter sisteme dönüş ekseninde bir dönüşüm hedefini yeni bir anayasa tartışmasıyla da güçlendirecek bir çalışma içinde. Bu bağlamda yeni anayasa çerçevesi bir anlamda muhalefet blokunun tüm parçalarının ortak bir hedefi olarak gündemde. AKP ve MHP yeni anayasa ile muhalefetin bu hamlesine karşılık vermiş oluyor. Parlamenter sistem merkezli öneri karşısında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi merkezli bir tahkikatı yerleştirerek bir anlamda gündem üstünlüğünü öne çıkarmaya yöneliyor. Böyle bir gündemin bir parçası da kuşkusuz son dönemde iktidar blokunun muhalefeti parçalama hamlelerinden bağımsız değil. Yeni anayasa çağrısı ile kendi bloklarını genişletme, muhalefet blokunun çelişkilerini derinleştirme gayretini de görmeye devam edeceğiz. Bu hamlenin ne kadar karşılık bulacağını önümüzdeki günler gösterecek ancak şimdiden söylenebilecek olan şey muhalefet bloku ile iktidar bloku arasındaki aşılmaz duvarın tam da parlamenter sistem ekseni üzerinden biçimlenmiş olması ve aşılmasının hiç de kolay olmayacağı gerçeğini hatırlatmak olur. 

Tek Adam Rejiminde Tahkimat

İktidarın ekonomik ve siyasi krizin yükünü taşımakta zorlandığı bir noktadayız. Bu anlamda yeni anayasa tartışması ciddi bir güç kaybının içinde gündeme getiriliyor. Hem de bu adım Meclis’te referanduma götürecek bir yeterliliğin dahi bulunmadığı bir durumda atılıyor. AKP ve MHP bu şekilde hem kriz gündeminin üzerine örtme hem de krizin nedeninin anayasanın yeni sistemle çelişkisine bağlama noktasında bir söylemi öne çıkartarak bir manevra alanı yaratmaya çalışacak. Bu şekilde aslında tam da seçimler söz konusu olduğunda topluma bir vaadi kalmamış; 2023 hedefi daha 2023 olmadan eskimiş ve tükenmiş olan iktidar açısından yeni bir vaat ve çözüm alanı olarak da yeni anayasa hedefi ortaya atılıyor. Dolayısıyla bu gündem aslında muhalefetin erken seçim baskısını öteledikleri bir anda aslında seçime yönelik hazırlıklar açısından da bir basamak olarak değerlendirilebilir. 

AKP için yeni bir taktik olmasa da bugün böyle bir hamleye dair en önemli sorunları, ellerinde halkı ikna etmeye yönelik herhangi bir gündemleri kalmamış olmaması. Ekonomideki çöküşten, dışarıda Doğu Akdeniz gibi gündemlerinin hepsinde geri çekilmelerine kadar tüm bu gerilemeler bizzat Erdoğan’ın başkanlığı döneminde yaşandı. Bunun yanında son beş yılda, terör ve iç güvenlik bahanesini de hoyratça kullandı. Bugün artık bu gündemlerin hiçbiri bir anayasa değişikliği için halkı ya da en azından eriyen ve uzaklaşan tabanlarını tekrar çekecek inandırıcılığa sahip değil. Ülkede kendileri ve yandaşları dışındaki herkes son dört yılda başkanlık rejiminin bedellerini ağır şekilde ödemişken, rejimi tahkim etmeye yönelik bir teklifin de bugünün Türkiye’sinde tabanı ikna edecek olumlu bir yanı bulunmuyor.

Muhalefetin Cılız İtirazları

Burada muhalefetin itirazlarının da AKP’ye hamle şansı tanıdığını hatırlatmak gerekir. Muhalefet cephesinin siyasal İslamcı rejime yönelik itirazları ağırlıkla Cumhurbaşkanı’nın partili olup olmaması üzerinden bir tarafsızlık eksenine sıkışıyor. Erdoğan’ın çıkışının ardından muhalefetin samimiyet testi olarak ‘AKP Genel Başkanlığını’ bırakması önerisinde de bunu görebilmek mümkün. Bu cılız itirazlar iktidara mevcut faşist rejimi bazı makyajlarla sürdürme imkanı tanıdığı gibi muhalefet karşısında yeni hamleler yapabilme şansını da tanımaya devam ediyor. 

Bütün bu noktalardan hareketle Türkiye’nin önündeki meselenin bir anayasa tartışması olmadığını söylemek gerekir. Solun ve muhalefet hareketlerinin bu mevcut güç ilişkileri içinde hatta muhalefet blokunun yapısı itibariyle de gerçekten demokratik anayasal dönüşüm beklentisiyle hareket gitmesi büyük bir hata olur. Muhalefet hareketinin önündeki temel mesele siyasal İslamcı rejimin yenilgiye uğratılarak 20 yıllık tahribattan laiklik, kamuculuk, gerçek demokrasi ve bağımsızlık temelinde çıkış yollarını yaratacak bir mücadeleyi güçlendirmekten, buraya yığınak yapmaktan başka bir şey olamaz. 

SON HABERLER

SOL Parti’den CHP’ye Anayasa Mektubu

Sol Parti bugün CHP genel merkezini ziyaret etti. Görüşmede Sol Parti başkanlar kurulu üyeleri Önder İşleyen, İlknur Başer ve...