Cuma, Şubat 26, 2021

Kadınlar ve Cumhuriyet – Fevziye Sayılan

ÖNERİLENLER

SOL Parti’den CHP’ye Anayasa Mektubu

Sol Parti bugün CHP genel merkezini ziyaret etti. Görüşmede Sol Parti başkanlar kurulu üyeleri Önder İşleyen, İlknur Başer ve...

Arap Baharı Başarısız Oldu Ancak Sefalet ve Adaletsizliğe Karşı Öfke Sürüyor – Çeviri

Counterpunch.org sitesinden kısaltılarak çevrilmiştir. Yazar: Patrick Cockburn https://www.counterpunch.org/2021/02/17/the-arab-spring-failed-but-the-rage-against-misery-and-injustice-continues/ On yıl önce, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’nın tamamında insanlar, egemenlerine karşı ayaklanıp demokrasi...

Dosya (2): Mustafa Sönmez – Derin Yoksulluk

Türkiye’de sayıların ifade ettiğinin ötesinde yaşanan yoksullaşma pandemi koşullarında yatay ve dikey olarak ilerledi, derinleşti. Etkin bir sivil toplum...

Dosya(1): Selçuk Candanayar – Derinleşen Kriz ve Toplumun Ruh Hali

Youtube söyleşi linki yazının altında! Nazım Hikmet, Memleketimden İnsan Manzaraları’nda Kartallı Kazım’ ın hikayesini anlatırken söz eder açlıktan. 1. Dünya...

                    

Cumhuriyetin yüzüncü yılı yaklaşırken siyasal alanda ‘kadın devrimi’ ve “devlet feminizmi” gibi reformlarla tanımlanan ve “modern kadın” ile sembolize eden   cumhuriyet ve reformları bugün kendisini ortadan kaldırmaya yönelen gerici saldırı altında sarsılıyor.

Bugün sahip olduğumuz hak ve özgürlüklerin yasal dayanakları ve kurumlar saldırı altında. İmparatorluğunun çözülme döneminde boy veren kadın hareketinin hak ve özgürlük (eğitim hakkı, oy hakkı, yurttaşlık talepleri) taleplerini arkasına alan cumhuriyet reformları ile kadınların eşit yurttaş hakkını kazanması, dönemin tarihsel ve toplumsal bağlamı içinde değerlendirilmesi gereken sınırlılıklarıyla (ulusal, sınıfsal ve kültürel) bile cumhuriyetin en önemli kazanımlarından biri.  1926 yılında kabul edilen medeni yasa ile evlenme-boşanma, mülkiyet ve miras kuralları ile çocukların velayeti konularında kadınlar önemli kazanımlar elde etmiştir.  Yeni tipte modern toplumsal cinsiyet düzeni kurma iddiasındaki cumhuriyet rejiminin laik hukuk ve kamu düzeni için hilafetin kaldırılması, laik eğitim ve hukuk-anayasa doğrultusundaki uygulamaları da kadınların eşit yurttaşlık statüsünü pekiştirmiştir. Kadınların siyasal haklarını kazanması sistemin kör noktası olarak kalsa da 1934’te bu hakkın elde edilmesi önemli bir kazanımdır. Bu reformlar dolayısıyla erkek egemenliğinin geleneksel dayanakları zayıflamış, kadınlar kamusal alana girme olanağı elde etmiştir. Aile, nüfus, istihdam politikalarındaki erkek yanlısı yaklaşımın sorgulanması için ise,  bir elli altmış yıl geçmesi gerekmiştir.

1980’lerde feminist hareket bu kurucu çerçeveyi gözden geçirerek yeniden yorumladı. Erkek egemenliğini ve kadınların ikincilliğini sürdüren hukuki ve toplumsal dayanaklarını sorguladı.  Medeni yasanın getirdiği “modern aile” çerçevesinin erkek egemenliğini destekleyen ve kadınların bağımlılığını sürdüren yanlarını ve bu yaklaşımın diğer temel yasalardaki uzantılarını (ceza ve borçlar kanunundaki kadının konumu) hedef alan taleplerle kadın hareketi eşitlik doğrultusunda önemli yasal kazanımlar elde etti.    Yine aile içi şiddetin tanınması için önemli yasal dayanaklar ve kurumlar elde edildi.  Aynı zamanda küresel ölçekte toplumsal cinsiyet eşitliğini hedefleyen gelişmelerin de desteğiyle, eğitim ve okul sisteminin yeniden düzenlenmesi ve istihdamdaki katı cinsiyetçi ayrışmayı geriletmeyi hedefleyen gündemler ve talepler oluşturuldu, bazı adımlar (ders kitaplarının cinsiyetçilikten arındırılması, öğretmen yetiştirme programlarına toplamsal cinsiyet eşitliği dersi koyulması gibi) atıldı.   

Daha genelde ise, bütün cumhuriyet tarihi boyunca kuruluş döneminin öncüllerinden hareket eden kadın-erkek eşitliği olarak formüle edilen ve kadının statüsünü yükseltmeye yönelik yasal çerçeve, en azından biçimsel düzeyde tüm merkez sol sağ siyasal iktidarlar tarafından sahiplenildi ve sürdürüldü.  Bugün cumhuriyet reformlarıyla radikal bir hesaplaşma ajandasına sahip olan mevcut iktidar kadınların statüsünü geriletmeye ve mevcut sistemin toplumsal cinsiyet eşitliğini destekleyen hukuki çerçevesini terk etmeye yönelmiş durumda. Özellikle son dönemde düzenleyici bir ilke olarak toplumsal cinsiyet eşitliğinden vazgeçildiğini; eğitim, aile ve istihdam politikalarında toplumsal cinsiyet eşitliği yerine “toplumsal cinsiyet adaletinin” geçirildiğini görüyoruz. 

Bu gerici ajandanın kapsamı içinde bir önceki dönemin erkek egemenliğini gerileten kazanımları  (özellikle hak ve eşitlik temelli kazanımlar ile   kültürel toplumsal kazanımlar) geri  almak;  kadın kimliğini aile ve anneliğe sabitlemek;  kadınları bir adım geride durmaya razı etmek,  böylece  kadınların istihdamdaki ikincil konumunu pekiştirmek ve kadınlı erkekli karma sosyalleşmeye dayalı tüm toplumsal  hayatı, cinsler arasındaki ayrışma temelinde yeniden biçimlendirmek için eğitim ve aile ve sosyal politikalar öne çıkmaktadır. Sistemin toplumsal yeniden üretimini sağlayan başlıca kurumlardan biri olan eğitim ve okullar   dindar toplum yaratma hedefi doğrultusunda adım adım dönüştürülmektedir. Bu süreçte ilk tasfiye edilmesi gereken laiklikle birlikte toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesi olmuştur.  Süreç devam etmekle birlikte artık kuruluş döneminin şekillendirdiği resmi siyasal söylem ve uygulama ortadan kalkmış bulunuyor.  

Öte yandan bu süreçte kadınların eğitime erişimi giderek genişledi; istihdam ve kamusal alanda görünürlüğü arttı, eşitlik fikrini içselleştiren geniş bir kadın yurttaş kitlesi oluştu.  Bugün gerici ataklara karşı duran en geniş grubu, cumhuriyetin kurucu iddiası ile “gönül bağı kuran” bu kadınlar oluşturuyor.  Kadın cinayetlerine, çocuk yaşta evliliğe  ve laik eğitime yönelik gerici müdahaleye karşı en önde onlar var. Bu noktada kadınlar açısından Cumhuriyet reformlarının önemini, toplumsal ve siyasal alanda belirleyiciliğini kaybetmediğini   görmek gerekir. Ancak verili çerçeveye tutunarak ilerlemenin olanakları tamamen ortadan kalkmasa da zayıflamıştır. Kurucu iddianın ideolojik çerçevesini genişletmeyi hedefleyen söylemsel açılıma; yalnızlaşmadan yürümeyi mümkün kılacak yoldan güçlenmeye ihtiyaç var. Kadınların eğitime, bilgiye, işe, mesleğe, bağımsızlığa, özerkliğe ulaşmasının olanaklarının cumhuriyetin kuruluş yıllarında atılan temel üzerinde geliştiğini görmek önemli elbette. Bugün İslami coğrafyada (Mısır, Sudan, İran gibi) kadınlar hala bu alanlara erişim hakkı için mücadele ediyor.   Burada ise bu kazanımların tüm kadınlar için mümkün ve erişilebilir hale gelmesine yönelik farklı baskı ve ayrımcılık biçimlerini tanıyan kapsayıcı ve dayanışmacı yaklaşımlara ihtiyaç var. Aynı zamanda eşitlik, özgürlük ve adalet için harekete geçenlerin kadınların sesini ve öfkesini yanına almadan güçlenmesi de mümkün görünmüyor. 

SON HABERLER

SOL Parti’den CHP’ye Anayasa Mektubu

Sol Parti bugün CHP genel merkezini ziyaret etti. Görüşmede Sol Parti başkanlar kurulu üyeleri Önder İşleyen, İlknur Başer ve...