MESS’i Dize Getirmek İçin Mücadeleye Hazırlanalım! -Analiz

MESS’i Dize Getirmek İçin Mücadeleye Hazırlanalım! -Analiz

Metal sektöründe çalışan 135 bin işçiyi kapsayan, işveren sendikası MESS ile MESS’e bağlı işyerlerinde örgütlü işçi sendikaları olan Türk Metal, Birleşik Metal-İş ve Özçelik-İş arasında yapılacak grup toplu iş sözleşmesi görüşmeleri yaklaşıyor. Eylül 2021’den itibaren geçerli olacak sözleşme için Türk Metal ve Birleşik Metal-İş sendikaları taslaklarını açıkladı. Türk Metal Sendikası ücretlerde toplamda %29,57; sosyal haklarda ise ilk yıl için %35, ikinci yıl için enflasyona ek olarak %4 zam talep edeceğini duyurdu. Birleşik Metal-İş Sendikası ise ücretlerdeki zam talebini %30,89; sosyal haklar için ilk yıl %45, ikinci yıl enflasyona ek %4 olarak açıkladı.

Patronlar Servetini Büyütüyor, Metal İşçisine Sefalet Dayatılıyor

Metal sektörü ülke ekonomisinin üçte birini oluşturuyor ve büyük oranda ihracata yönelik üretim yapılması sebebiyle her yıl çok yüksek kârlılık oranları açıklıyor. Birleşik Metal-İş’in verilerine göre bu yıl bu oranlar sendikanın örgütlü olduğu ve MESS’e üye işyerlerinde ortalama %585’e kadar ulaşıyor. Döviz üzerinden kazanan patronlar servetlerini büyütürken bu büyük ekonominin ağır yükünü sırtlayan, pandemi koşullarında ölümüne çalıştırılan ve sayıları 1,8 milyonu bulan metal işçileri geçim sıkıntısı altında eziliyor, ücretleri enflasyon karşısında günbegün eriyor. TÜİK’in %18,85 olarak açıkladığı enflasyon oranlarının gerçekte %40’ın üzerinde olduğu ise herkesçe biliniyor. Gerçek enflasyon oranları ile taslaklarda talep edilen zam oranları arasındaki bu çelişki, TİS sürecindeki pazarlık payı da hesaba katıldığında işçiler için yine yoksullaşma anlamına geliyor. Hâl böyleyken açıklanan bu taslaklar metal işçisinin beklentilerini karşılamıyor.

Yasakları Tanımayalım, Grev Hakkımızı Savunalım

Taslaklar her ne kadar yetersiz olsa da bu aşamada metal işçisinin önündeki en önemli görev taslaklara sonuna kadar sahip çıkmak ve taslaklarda açıklanan taleplerden geri adım atmamaktır. Mücadelenin önündeki en büyük engel ise grev yasaklarıdır. Patron sendikası MESS bu süreçte yine arkasına cumhuriyet tarihinin en fazla grev yasaklayan ve bununla her fırsatta övünen Erdoğan’ı ve iktidarını alarak masaya oturacak, işçilere sefaleti dayatacaktır. Metal işçisinin ise kendi örgütlülüğüne güvenmekten ve sendikalarını da harekete geçirerek yasakları tanımayan fiili mücadelelere girmekten başka bir yolu yoktur. Bunun için de önümüzdeki süreyi işyerlerindeki örgütlülüğü sağlamlaştırmak ve en önemlisi olası bir greve hazırlanmak için iyi değerlendirmek gerekir. Grev silahının olmadığı bir toplu sözleşme sürecinin nasıl sonuçlanacağı kamu emekçilerinde ibretle görülmüştür.

MESS sözleşmesi gerçekte sadece 135 bin metal işçisini değil; metal sektöründe çalışan tüm işçileri, daha da ötesi başka sektörlerdeki işçileri de ilgilendirmektedir. Sözleşme ile belirlenecek ücretler tüm sektörleri hatta yeni dönem asgari ücreti de belirleyecektir. Nasıl ki patron sınıfı kamuda enflasyonun altında kalan zam oranlarını işaret ederek masaya oturacaksa metal işçisi de ücretleri sürekli aşağı çeken bu masa oyunlarını bozmalıdır. Metal işçileri, tüm emekçiler için örnek olacak bir sözleşme imzalayarak sınıfına öncülük etmeli ve örgütlü gücüyle açlık sınırında seyreden ücret sistemini sarsacak bir mücadele vermelidir.

Yanıtla