Perşembe, Nisan 15, 2021

Öz Denetimli Makinelerle Bir Ütopya Umudu – Çeviri

ÖNERİLENLER

Motorsikletli Kurye Emekçileri: Canımızı Hızlı Teslim Ediyoruz

İstanbul'da İşçi Dayanışma Derneği, motorsikletli kurye emekçileriyle birlikte ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, hız baskısı yüzünden işlerini can...

Muhalefetin Kalbi Sokakta – Önder İşleyen

Parti binalarımıza asılan ve her gün artarak çoğalan pankartlarımıza neden tahammül edilmediğini iyi biliyoruz. O pankartlarda yazıldığı gibi, İstanbul...

SOL Parti’ye Bu Sabah da Uşak’ta İstanbul Sözleşmesi Pankartı Gözaltısı

SOL Parti il ve ilçe örgütlerine yönelik günlerdir İstanbul Sözleşmesi göz altıları gerçekleşiyor. İstanbul Sözleşmesi Bizimdir, Tek Adam Kararı...

Uşak’ta Esnaf Sokakta: Kapatma ya da Sahip Çık

Uşak'ta, hükümetin pandemi önlemlerinin yetersizliği sebebiyle geçinemeyen esnaf, çalışan ve müzisyenlerden oluşan Uşak Esnaf Meclisi, şehir merkezinde basın açıklamasında...

Luke Savage

Yazı, jacobinmag.com adresinden kısaltılarak çevrilmiştir.

https://jacobinmag.com/2021/03/the-utopian-promise-of-self-checkout-machines

20. yüzyılın başlarında, Fransız ressam Jean-Marc Cote ile birlikte bir grup sanatçı, 2000 yılına ilişkin tahayyüllerini tasvir ettikleri görseller üretti. Ekonomik sorunlar sebebiyle En L’An 2000 (2000 yılında) ismini alan bu seri o dönemde basılamazken, bilim kurgu yazarı Isaac Asimov’un 1980’lerdeki çabasıyla yayınlanabilmesiyle ancak ortaya çıktı. Her ne kadar tam olarak ütopik diyemeyecek olsak da (Cote ve diğer sanatçılar hala savaşa yer vermişti), hala daha etkisi süren, sadece günlük hayatı daha efektif hale getiren ve kolaylaştıran değil, aynı zamanda insanların yorucu işler altında ezilmediği, teknolojinin özgürleştirici potansiyelini ortaya koyan bir temayı işliyordu.

Elektrikli Fırça’da, bir robot yüzeyi süpürürken, temizlikçinin ona baktığını görüyoruz. Yeni Berber’de, berberin tüm işletmeyi tek bir uçtan yönettiği, müşteriler rahat rahat otururken, saçlarında bir makinenin çalıştığı bir imge tasvir edilmiş. Çok Yoğun Bir Çiftçi’de, bir çiftçi kendini yormadan, verandasında otururken devasa bir tarım alanının ekimini hallediyor. Diğer farklı resimlerde de yime insanların boş vakitlerinin tadını çıkardığı, otomasyon ve teknolojik harikaların varlığının hayatlarını kolaylaştırdığı imgeler tasvir edilmiş.

On yıllar sonra, bu popüler tasvir sürdürülmeye devam etti – makinelerin bir yandan inanılmaz şeyler başardığı, öbür yandan gerekli insan emeğini azaltıp, boş vakit de yarattıkları. 1950’lerde, Detroit’li çizer Arthur Radebaugh, milyonlarca okurunu, Düşündüğümüzden Daha Yakın isimli köşesinde, sadece uzaya giden insanları değil, aynı zamanda depoların ve çiftliklerin otomasyonla çalıştıkları imgelerle hayran bıraktı.

Hayal gücü en yüksek tüm fütüristlerde olduğu gibi, Cote ve Radebaugh gibi bize inanılmaz imgeler bırakan sanatçılar da işin politik ekonomik kısmına ilişkin bir şey söylemiyorlardı. Dolaylı iddiaları, ki ilkinde makul görülebilecek de bir düşünce, teknolojinin siyaset ve ekonomiye içselleşmiş birçok geleneksel öğesini tarihin çöplüğüne atacağıydı. Fakat içinde bulunduğumuz zamanın da avantajıyla, bu tarz bir tekno-ütopyacılığın sorunlarını görebiliyoruz. Birçok fütürist sanatçının tahmin ettiği gibi, teknolojik gelişmeler 20. Yüzyılda inanılmaz hızlandı – makineler, gerçekten de bir zamanlar hayal edlen tüm fonksiyonları yerine getirdi ve iletişimden ev içi emeğin üretimine kadar, katlanarak artan bir hızda daha kolay ve etkili hale geldi.

Tabii ki bir zamanlar vaat edilen boş zaman toplumu hala gelmedi: 21. Yüzyılda günlük yaşam ancak aşırı zenginlere boş zaman vadedebiliyor. Refah toplumlarında bile, milyonlar için hayat hala ekonomik güvencesizlik, meşakkat, hak ettiği verilmeyen çalışma ve neredeyse her gün hayatta kalmak için yeterli saati harcamakla geçiyor. Teknoloji tabii ki bundaki tek sorumlu olamaz, fakat bir sebep de otomasyonun – tam da fütüristlerin tasvir ettiği gibi- tahmin edilemeyecek kadar fazla işi gereksiz hale getirmesi. Bir iş ya da süreç eğer otomasyonla çözülebiliyorsa, etkili ekonomik modellerden hiçbiri bunun yerine insan emeğini koymayı tercih etmiyor.

İnsanların büyük çoğunluğunun maaş ile yaşayabildiği kapitalist toplumda temel sorun hayatta kalmak için hala çalışmaya mecbur kalmak. Gücün ve kaynakların eşit şekilde sahip olunduğu ve paylaşıldığı bir toplumda, sırf bu sorun için yaratılmış bütün işler ortadan kaybolurdu.

“Boktan işer” sorunu ve otomasyonun ilerlemesine rağmen, saçma ve emeğinin karşılığını vermeyen işlerin olmadığı bir toplum hayal edemiyoruz. Özdenetim makinesi gibi bir robot, örneğin bütün mağaza görevlilerini işinden eder fakat muhtemelen asla tüketici alışverişinde gerekli insani gözetimi yerine tamamıyla getiremez. Yakın gelecekte ise, sorun gerçekten sadece istihdamla alakalı olacak: manavda ya da eczanede çalışarak geçimini sağlayan insanlar çalışmak için başka işler düşünmek zorunda kalacaklar (kesinlikle sömürücü, bıktırıcı ve az ücretli işler).

Bu da bizi tekrardan, özdenetim makinesi fikrinin bugün artık mazi diye bakılan fikirlerinden çıktığı Jean-Marc Cote ve Arthur Radebaugh gibi sanatçıların eserlerine getiriyor. Bu fütüristlerin öngördükleri, teknolojinin bütün sıkıcı ve yorucu işleri ortadan kaldırarak, hayatı insanlar için kolaylaştıracağı, bu süreçte emek zamandan da özgürleştireceğiydi. Bugün ise, özdenetim makinesi, kapitalizm egemenliğindeki teknoloji ve otomasyonun çıkmazını temsil ediyor: hayatı çok daha kolay ve faydalı hale getirebilecek araçlar, emekçilerin yaşamlarını tehdit ediyor ve birçok örnekte kar hırsı için gözetim ve disiplini arttırarak aslında patronların emekçi üzerindeki gücünü arttırıyor.

Tabii ki böyle olmak zorunda değil. toplumsal ihtiyaçların tedariki temelinde kurulmuş bir ekonomik model, şu an çoğunu meta, hatta lüks olarak gördüğümüz birçok hakkı güvence altına alabilir. Medeniyetimizin ürettiği kolektif zenginlik daha eşit dağıtıldığı zaman, felç edici sıkıcılıktan, büroların ve depoların bıkkınlıklarından kurtulup, ekonomik endişeler, kişisel çaresizlikler olmadan yaşamın tadını çıkarabilir.

Kapitalizm egemenliğinde, teknoloji ve otomasyon işleri yok ediyor. Sosyalist bir toplumda, ikisi de fütürist öngörüyü gerçek kılarak sözü dahi edilmeyen serbest zamanı herkese armağan edebilir.

SON HABERLER

Motorsikletli Kurye Emekçileri: Canımızı Hızlı Teslim Ediyoruz

İstanbul'da İşçi Dayanışma Derneği, motorsikletli kurye emekçileriyle birlikte ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, hız baskısı yüzünden işlerini can...