Siyasal İslamın Suriye Çıkmazı ya da Geçmiş Günahların Boyu Uzun Olur

Anasayfa Manşet Siyasal İslamın Suriye Çıkmazı ya da Geçmiş Günahların Boyu Uzun Olur
Siyasal İslamın Suriye Çıkmazı ya da  Geçmiş Günahların Boyu Uzun Olur

Analiz – SOL Siyaset


Suriye’de ABD’nin müdahalesiyle başlayan iç savaşın 10.yılındayız. 10 yıl önce bir kez daha sözde demokrasi ve özgürlükler adına kışkırtılan iç savaş, büyük bir yıkım ve parçalanma ortaya çıkardı. Buna karşın ABD asıl hedefi olan Esad’ı ve rejimi ortadan kaldırmayı başaramadı. Geçtiğimiz hafta Suriye’de -kuşkusuz ki gerçek bir seçimden çok iç savaşın 10.yılına rejimin verdiği bir yanıt olarak yapılan- seçimle, Esad ayakta kaldığını bir kez daha ilan etti. 

*

Suriye’de iç savaş belli oranda kontrol altına alınsa da tümüyle bitmedi. Ayrıca bir geçiş süreci planı da henüz netleştirilebilmiş değil. ABD’nin etkinlik alanındaki Kürt bölgesi ile Rusya’nın desteklediği Şam arasındaki ilişki bir çatışma zemini olmasa da henüz bütünleşme noktasında da yol alabilmiş değil. Bir başka düğüm noktası da Rusya’nın ve rejimin kuşatması altındaki cihatçı üssü İdlib. Türkiye ise hem Kürt bölgesi üzerinden ABD ile hem de İdlib üzerinden Şam ve Rusya ile çelişki içinde. Buna karşın ortaya çıkan güç dengesine bakıldığında Türkiye’nin Suriye politikası tam anlamıyla açmazda. Cihatçıların kontrolündeki bir alan Türkiye’nin askeri ve ekonomik denetimi altında ancak hem Rusya hem de ABD’nin etkinliği Türkiye’nin hedeflerini ulaşması bir yana kontrolündeki noktaları elinde tutabilmesini dahi giderek zorlaştırıyor. AKP açısından büyük hedeflerle (bölgesel güç ve hilafet merkezi olma iddialarıyla) girişilen bu savaş bir hüsranla bitmeye yaklaşıyor. 

*

Türkiye açısından bir başka nokta ise bu savaşta cihatçı örgütleri destekleyerek oynadığı rolün pek çok sorunu da beraberinde getiriyor olması. Son olarak, mafya lideri S.Peker’in itiraf konusu olan cihatçılara silah sevkiyatı ve Suriye üzerinden ham petrol başta olmak üzere gerçekleşen ticaret bu sorunların başında geliyor. Bu itiraflar elbette ilk kez duyulmuyor. Suriye’ye silah taşıyan MİT tırları uzun süre gündemi meşgul etmiş, Erdoğan bunun üzerine bu haberleri yapan gazetecileri hedef tahtasına oturtmuştu. Öte yandan AKP’nin cihatçı örgütlerle ilişkisi de biliniyor. AKP’nin Suriye hedefine ulaşmasının merkezinde cihatçı örgütlenmeler yer alıyordu. IŞİD’in ilk ortaya çıktığı dönemde bu cihatçı terörü ‘Sunni bir devrim alanı oluşuyor’ diyerek selamlayan iktidar, 10 yıl boyunca iç savaşın tüm etaplarında cihatçı yapıların kimileriyle doğrudan ilişkisini sürdürdü. Bugün ise bu siyasal İslamcı iktidar alanı bir tür İslami emirlik oluşturacak devrimden geriye eski ortakları mafya liderinin itiraflarındaki bu suçlar kaldı. 

*

Altı çizilmesi gereken noktalardan birisi de meseleyi salt politik bir alandan ele almanın eksikliği olacaktır. Siyasal İslamcı bir yayılma isteği arkasında, dağılan bölgenin ekonomik pay kampa yaklaşımını da ıskalamamak gerekir. İç savaşla dağılan Suriye’nin pek çok noktasında alt ekonomik ve siyasi alanlar kurulabildi. Türkiye de ÖSO çatısı altında birleştirdiği cihatçılar üzerinden belli bir alanın kontrolünü üstlendi. Türkiye’nin denetimindeki bu alan, bir alt ekonomik merkez işlevi de görüyor. İtiraflara konu olan ham petrol ticareti konusu daha önce de gündeme gelmiş, hem ABD hem de Rusya’nın bunu ima ederek kimi tehditlerde de bulunmuştu. Bu ekonomik alanın iktidar merkezli özel kontrolü olduğu da açık. Ortaya atılan isimlerin olup olmadığını bilinmez ancak mafya-çete ilişkileriyle bütünleşmiş özel yağmacı sermaye ağlarının bunun merkezinde olduğunu tahmin etmekte zor olmasa gerek.

*

Evet tüm gelişmeler aslında bir dönemin sonuna doğru gelindiğinin işaretleri. Siyasal İslamın bölgeyi de -emperyalizm adına- kontrol edebilecek bir potansiyel güç olarak tasarlandığı dönem Suriye iç savaşı sona erdi. Mısır’da, Tunus’ta İhvan’ın yenilgisiyle başlayan süreç, Suriye’de rejimin kazanmasıyla sona erdi. Bunun merkezinde olan Türkiye’deki iktidar içinse artık değil bölge ülke içinde de bir hegemonik merkez olabilme konumu ortadan kalktı. Ancak buna rağmen şimdi İdlib’in bir bölümünde Rusya ve Şam kuşatması altında sıkışan ve doğrudan AKP’nin desteğini almış olan cihatçı gruplar ve onların Türkiye’deki ilişkileri hem Türkiye hem de bölge açısından risk oluşturmaya devam ediyor. Siyasal İslamcı iktidar sürecinin sonunun bu gerilimleri de içererek ilerleyebileceğini akılda tutmak gerekir. 

*

Suriye şimdi iç savaşın sonuna doğru gelirken oluşan yeni güç dengeleriyle en azından köşe taşlarının netleştiği bir geçiş sürecine doğru ilerleyecek. Türkiye, ABD ve Rusya dengesi içindeki özerk alanını da kaybetmesinin ardından, şimdi artık İdlib üzerinden oluşan etkinliğinin ne kadar koruyabileceğine odaklanmış bir alt hedefi gerçekleştirmek üzere hareket edecek. Ancak Rusya ve Şam’ın bu konudaki netliği de biliniyor. Öte yandan Kürt özerk alanına ilişkin ABD ile derin çelişkiler de ortada dururken bir yandan da Biden seçilmesinin ardından AKP’nin yeni Amerikan politikasına eklemlenme çabaları da biliniyor… ABD’nin NATO planlarına (Möntro’yu tartışmaya açarak) dahil olma planları, Ukrayna ve Kırım üzerinden Rusya ile gerilimin (Polonya SİHA anlaşması ile) arttırılması….Tüm bunlar AKP için iktidarının ömrünü uzamak üzere ABD’den güç alabilmenin arayışları…  İşte tam bunların üzerinde bir de Suriye politikasının, cihatçılarla ilişkinin sırtına yüklediği günahlar… Bunlar aynı zamanda büyük güçlerin elinde bir sopa işlevine de sahip… Siyasal İslamın Şam seferi çıkmaz sokağa girdi, ama dahası da var zira bilinir ki geçmiş günahların boyu uzun olur… 



Yanıtla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.