SOL Parti: Laikliği Kazanacağız

SOL Parti: Laikliği Kazanacağız

SOL Parti, “2 Temmuz’u Unutma!” diyerek laik bir dönüşüm için mücadele hedeflerini içeren bir bildiri yayınladı. Bildiride siyasal İslamcı rejimin ülkeyi büyük bir karanlığa boğduğu; devlet kadrolarının ve toplumsal hizmetlerin tarikatlar, cemaatler ve gerici örgütlenmelerle gasp edildiği; toplumsal yaşamın her alanında gerici baskılarla ve zorbalıklarla karşılaşıldığı vurgulandı. Diğer yandan SOL Parti, ülkenin tüm ilerici, devrimci, demokrat insanlarına bu gerici rejime son vermek üzere mücadele çağrısı yaptı. Bildirinin tamamı şu şekilde:

SİVAS’IN IŞIĞINA SAHİP ÇIKALIM
LAİKLİK İÇİN BİRLEŞELİM

Türkiye siyasal İslamcı faşist rejim altında tam bir karanlığa boğulmuş durumda. Laiklik başta gelmek üzere Cumhuriyet’in ilerici kazanımlarını yok eden karşı-devrim sürecinin sonunda bu karanlık yaratıldı.

Tarikat,cemaat ve İslamcı kadroların devleti paylaştığı, şeriatçı azgın azınlığın başta kadınlar gelmek üzere  tüm toplumu tehdit ettiği bu dinci, mezhepçi zorbalık karşısında SOL Parti laikliği kazanmakta kararlıdır.

2 Temmuz’da, Sivas katliamının yıl dönümünde, Sivas’ın ışığına sahip çıkma sorumluluğu ile ülkemizin tüm ilerici, demokrat insanlarını bu gerici rejime son vermek ve laikliği kazanmak için mücadeleye çağırıyoruz.

Laikliği Kazanacağız

– Türkiye’nin geleceği, yeni siyasal zemin mutlaka ve mutlaka laiklik temeli üzerinde kurulmalıdır. Dinin devlet işlerini ve toplumsal hayatı düzenlemeye yönelik her tür müdahalesi son bulmalıdır. Aleviler başta üzere bütün farklı din, mezhep ve inanç odaklarının özgürce inançlarını yaşayabilmeleri güvence altına alınmalıdır.

– Tarikat, cemaatler ve tüm gerici örgütlenmelerin devlet içindeki kadroları dağıtılmalıdır. Tarikat ve cemaat okulları ve yurtları kapatılmalı, devlete ait yurtlar ile özel yurtlarda kalan öğrenciler üzerindeki dinci baskılar, zorlamalar, müdahaleler derhal son bulmalıdır. İntiharlara kadar varan sonuçları olan bu zulmün müsebbipleri derhal yargılanmalıdır.

– Kendi hiziplerine çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal şeyleri istismar eden tarikat ve cemaatler derhal kapatılmalı, bunların hiçbir şekil ya da ad altında örgütlenmesi kabul edilmemelidir. Tarikat ve cemaatlerin kamu yaşamına müdahale niteliğindeki tüm faaliyetlerine son verilmelidir.

– Eğitim kurumlarında günaşırı artırılan dinci baskılar son bulmalı, müfredat laiklik ilkesine uygun olarak yeniden düzenlenmelidir. Öğrenciler her gün mantar gibi türeyen İmam-Hatip okullarına gitmeye zorlanmamalı, Alevilik başta olmak üzere pek çok farklı inancı dışlayarak Sünni İslam’ı merkeze alan zorunlu din eğitimi son bulmalıdır.  

– Devlet bütün dinler, mezhepler ve inançlardan kendisini ayırmalı ve hepsiyle eşit uzaklıkta durmalı, kamu kaynaklarından özel teşvikte bulunmamalı, devlet işleri ile din işlerinin birbirinden ayrı tutulması özenle korunmalıdır. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın fetvalarla toplumsal hayatı düzenlemeye yönelik faaliyetlerine son verilmelidir.

– Pek çok vali, rektör ya da yerel yönetici tarafından “hassasiyet” söylemine dayanarak uygulanan yasaklara son verilmeli, devletin yetkileri dinci aktörlerin keyfi kısıtlamaları için kullanılmamalıdır. Kültür üretimine ve farklı yaşam tarzlarına yönelik, adeta şeriat provası niteliğindeki gövde gösterilerine, gündelik hayatı baskı altına alan dinci zorbalığa asla göz yumulmamalıdır.

– Kadınlara yönelik şiddet ve ayrımcılığı besleyen gerici kuşatmaya son verilerek, İstanbul Sözleşmesi’nden medeni kanuna kadınların kazanılmış haklarına yönelik her tür saldırı sonlandırılmalıdır.