Zülal Kalkandelen: Türkiye’nin ihtiyacı ilkesel birliktelik

Zülal Kalkandelen: Türkiye’nin ihtiyacı ilkesel birliktelik

Zülal Kalkandelen

Zülal Kalkandelen’in Cumhuriyet’te 21 Ocak 2022 tarihinde yayınlanan yazısından alınmıştır.


HDP’nin çağrısıyla sol partilerin buluşması çok tartışıldı. Siyasette üçüncü bir ittifak olarak Halk İttifakı ya da Demokrasi İttifakı kurulduğuna dair haberler çıktı. 

Sol Parti’nin buluşmaya katılmamasına çok tepki gösterildi. “HDP’nin çağrısına nasıl karşılık vermezsiniz!” diye öfkelenenler, oyunbozanlıkla suçlayanlar, solu bölmekle itham edenler, akılsız diyenler, hain diyenler vs. 

Sol Parti’nin kendi açısından mantıklı açıklamasına karşı çoğunluk yine bir linç dalgasının içinde savruldu.

Sakince okursak ne demiş Sol Parti?

“Partimiz bu aşamada hangi koşullarda yapılacağı belli olmayan seçime ilişkin ittifak tartışmasına girilmesini doğru bulmamaktadır. HDP’nin çağrısıyla gerçekleşecek, sınırları ve içeriği belli olmayan demokrasi ittifakı adlı çalışmanın parçası olmadığımızı kamuoyu ile paylaşırız.”

Açıklamanın tümü burada yer vermek için uzun ama özetlersek diyorlar ki:

En önemli konu Cumhurbaşkanlığı seçimidir. Sol Parti, bu rejim karşısında oluşan en geniş ittifakın parçasıdır.

İktidar ülkeyi olağanüstü koşullarda seçime sokma ve yüzde 40’la seçimi alma peşinde. HDP’nin kapatma davası AYM önünde, CHP için de aynı sürecin işletilmesi için taşlar döşeniyor. Durum böyleyken tartışmaya seçim ittifaklarından ve milletvekili sayılarından başlamayı doğru bulmuyoruz.

***

Sol Parti yönetimi, solda yeni bir ittifak kuruluyor algısı yaratıldığı için toplantıda yer almamış ama demokratik sürecin işletilmesi için muhalefet güçleri ile dayanışma içinde olacaklarını, Cumhurbaşkanlığı seçiminde Cumhur İttifakı’nın adayının karşısındaki adaya oy vereceklerini belirtiyor. Ancak şimdiden HDP’nin çevresinde seçim odaklı pazarlıklara girmeyi de parti ilkeleri açısından ters buluyorlar. Bu gayet anlaşılabilir bir tavır.

Nitekim HDP’nin davetine katılanlardan TKP de o toplantıdaki siyasi güçlerle bir ittifak olasılığının çok uzak olduğunu belirtiyor. TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan bunu şöyle açıkladı:

“HDP’nin kendisi de söylüyor, onların ittifak politikası sol ile sınırlı değil, zaten HDP’yle temel meselelerde önemli görüş ayrılıklarımız var. Solda birlik, ittifak gibi bir amaçla yapılmadı bu toplantı, biz de bu niyetlerle katılmadık. Toplantıda da somut olarak bir ittifak projesi konuşulmadı. Ama şu sorulacaksa, demokrasi ittifakı deniyor, halk ittifakı deniyor, biz böyle bir ittifakın parçası değiliz.”

***

Siyasette ittifak, ilkelerde ve programda anlaşanların yan yana gelip güçlerini birleştirmesidir.

Sol Parti, antiemperyalist, kamucu ve laik bir sınıf mücadelesi için devrim niteliğinde dönüşümü hedeflediğini, ana meselesinin bu olduğunu belirtiyor. 

TKP’nin seçimleri de kapsayan ittifak politikasının üç tane ilkesi olduğunu, bunlarda ortak bir doğrultuları olmayan kimseyle ittifak yapmayacaklarını da Okuyan açıkladı. Nedir o üç ilke? Sınıf eksenli bir siyaset, laiklik meselesinde net bir tavır ve emperyalizme karşı duruş.

Durum buyken, dürüst davranıp solun vazgeçmemesi gereken ilkelere sahip çıkanlara vurmak yerine, neden solu buluşturmak için çağrı yapan HDP’nin laiklik ve emperyalizm konusundaki tutarsızlıkları sorgulanmıyor?

Tutarsızlıklar bunlarla da kalmıyor. Fethullah Gülen’in “İmkân olsa mezardakileri bile kaldırarak referandumda ‘Evet’ oyu kullandırmak lazım” dediği 2010 referandumunda boykot kararı ile AKP’ye dolaylı destek veren, Gezi’de darbe gören, 4+4+4 ile laikliğin canına okunurken sadece izleyenlerin, Cumhuriyet ve laiklik düşmanı gerici Şeyh Sait ve Said Nursi’yi sahiplenenlerin özeleştiri yapıp bugün durdukları yeri netleştirmeleri gerekir. 

Uzatmayayım ama şunun altını çizeyim: 

Ülkede ilkesiz siyaset almış başını giderken Sol Parti ve TKP’nin laiklik, kamuculuk, antiemperyalizm ve sınıf temelli devrimci mücadeledeki ısrarı geleceğe dair umuttur. Türkiye’nin ihtiyacı, bu ilkesel birlikteliği kuracak bir ittifaktır.