Analiz – İktidarın Vurgun Planı ve OHAL

Analiz – İktidarın Vurgun Planı ve OHAL

Japonya merkezli yatırım bankası Nomura, Saray rejiminin önümüzdeki döneme ilişkin plan ve stratejilerine ilişkin bir plan yayınladı. İktidarın merkez bankası ve faizlere dönük politikalarından, asgari ücret ve istihdam planlarına, erken seçim ve OHAL konularına kadar birçok gündemi içeren rapor, sarayın kendi siyasi ve ekonomik krizinden nasıl çıkmayı planladığını ortaya koyuyor.

Beş aşamadan oluşan plan, şu ana kadar AKP cephesinden gelen açıklamalarla, iktidarın geçmiş politikalarıyla çelişmiyor. 

-İlk olarak faizin düşük kalacağı, bunun yanında kredi artırımı ile dış yatırıma açılma hedefi işaret ediliyor. 

-Ayrıca doların yükselişinin merkez bankası üzerinden kontrol edilebilmesi hedefleniyor. Raporda tahmini hedef 16 seviyesine 3-5 ayda gelecek şekilde haftada yüzde 1 artışı sabitleyebilmek. 

-Bundan sonraki plan asgari ücret artışı, istihdam yaratımı ve ilk hedefteki dış yatırım hedefinin tuttuğu durumda cari açığın kapatılıp ekonomik büyüme sağlanması. 

-Bu sayede de dördüncü hedef olarak, raporda yüzde 30 civarı gözüken AKP oylarında yüzde beş artış sağlanarak erken seçim için uygun ortamın yaratılması.

-Ardından da OHAL ilanı ve 2022 ilk yarısında gelecek bir erken seçim. 

Bu raporun dayandığı istihbaratın nereden sağlandığı muamma. Raporun sonunda da hangi durumda dolara nasıl yatırım yapılması gerektiğine ilişkin öneriler sıralanıyor. Ayrıca, iktidarın tüm bu aşamalarda sağlayacağı başarı oranı da yüzde elli tutulurken, başarısız olması durumunda da olabilecekler sıralanıyor. 

En ilginç olanı, doların yükselişinin kontrol edilemediği durumda MHP’nin ve AKP içerisindeki belli sayıda milletvekilinin iktidardan desteğini çekerek muhalefetin erken seçim ilan edebilmesi. 

Tüm bu planlar üzerinde Saray’ın ne raddede durduğu muamma. Maliye bakanının son açıklamaları da faizin düşük tutulmaya devam edeceğini ve döviz üzerinden Merkez Bankası müdahalesini doğruluyor. Bunun yanında bu müdahale için kamu bankaları da seferber ediliyor. Hazinenin de ileriki dönemde tüm bu seferberlik içerisinde borçlandırılacağı öngörüsüyle birleşince, sarayın inadının yükünün sadece enflasyon ve yoksullaşma değil, kamu borçlandırmalarıyla, halkın parasının merkez bankası müdahalelerine seferber edilmesiyle de halkın sırtına yükleneceği ortada. Asıl olan, bu düşük faiz inadının, apolitik şekilde cahillikle, delilikle değil, tüm bu ekonomik krizden iktidarın kendi çeperinin kar edeceği ve olası seçim yatırımlarının yapılabilir olduğu bir plan olması.

OHAL seçeneği

OHAL ilanı, Nomura raporunun ardından gündeme tekrar oturdu. OHAL’in ekonomik yaptırımları içerisinde ithalat ve ihracat dışı yurt dışında tutulan döviz tahlillerin getirilmesi maddesi, bu gündemin başlıca sebebi. Yeni maliye bakanının bundan uzak durulacağını açıklamasına rağmen, sarayın hem döviz krizini aşabilmek hem de OHAL’in diğer yetkilerini de kullanabilmek için bu seçeneği bahane edebilme ihtimali var. Hakeza olası bir erken seçime de OHAL’de girmek, iktidarın 2018’de yararını gördüğü bir taktik. Ek bir seçenek olarak, olası istenmeyen bir erken seçim de yine OHAL yetkileri kapsamında 12 ay ertelenebilir. 

Raporda işaret edilen seçenekler, uzun süredir gündemde süren spekülasyonlardan ve Saray hükümetinin açıklama ve hamlelerinden çok uzak değil. İlgi çekici bir detay, AKP’nin en yoksul kesimden aldığı oy oranının yüzde 54’ten yüzde 21’e düşmesi. Dolayısıyla uzun süreli bir düzelme yerine kamu istihdamı, asgari ücret gibi spekülatif hamleler burada yaşanan oy kaybına, yoksul halkın öfkesine ilişkin olası taktikler. Ancak ne asgari ücret zammının ne de cari açıkta veyahut büyümede sağlanacak kağıt üzerinde bir değişimin, halkın gündelik sorunlarına, hayat pahalılığına herhangi bir etkisi olmayacağı ortada. Gerçeği yüzde elli üzerinde olan enflasyonun Ocak ayından itibaren yüzde on artacağını TÜİK istatistikleri bile kabul ediyor. Dolayısıyla artık sarayın cephanesinde halkın yoksulluğuna veya hayat pahalılığına etkisi olacak bir çözümü bulunmuyor. Ellerindeki tek seçenek kendi zararlarını kapatıp, bu krizi baskının artacağı bir süreç için fırsata çevirebilmek. OHAL seçeneğini böyle düşünmek gerekiyor.

Yoksullaştırılan emekçi halkın öfkesini bu şekilde kırmaya çalışacak iktidara karşı sosyalist solun örgütlü mücadele imkanlarını yükselterek bu vurguna izin vermemesi gerektiği, bu raporla da kanıtlanmış oldu. Raporun gösterdiği diğer trajik gerçekse yurt dışındaki spekülasyoncular ve simsarların sadece Saray rejiminin attığı adımın aldığı nefesin değil ülkenin refahı ve geleceğinin de üzerine üşüşmüş olması.