Dosya(3): Büyük Buhranda Kamulaştırma

Anasayfa Manşet Dosya(3): Büyük Buhranda Kamulaştırma
Dosya(3): Büyük Buhranda Kamulaştırma

Counterpunch.org sitesinden çeviren Hande Tuhanioğlu

James Haıgh

Avustralya’da Büyük Buhran, toplumun tüm kesimlerini radikalleştiren sert bir sınıf savaşının yaşandığı bir dönemdi ve Avustralya İşçi Partisi (ALP) de bu süreçten payını aldı. Partinin Yeni Güney Galler birimindeki tüm taban üyelerinin katılımıyla, sanayinin işçiler tarafından ele geçirilmesi hedefiyle yola çıkan bir işçi sınıfı örgütlenmesi Kamulaştırma Birimleri adıyla kuruldu.

Kamulaştırma Birimi üyeleri en temel haliyle “sanayinin, üretimin, dağıtımın ve değiş tokuşun demokratik yollarla kamulaştırılmasını” hedefleyen Parti Programını esas aldıklarını ileri sürdüler. Öte yandan, emek tarihçisi Nick Martin’in aktardığı üzere, bu birimler partinin merkezi mekanizmasına karşı çıkarak, kurulu bir sosyal demokrat partinin içinde yapılan “en büyük taban ayaklanmalarından birini gerçekleştirdiler”.

“Şimdinin Sosyalizmi”

Kamulaştırma Birimlerinin oluşturulmasına Yeni Güney Galler’in Jack Lang hükümeti tarafından destek geldi. 1925-27 ve 1931-32 dönemlerinde başbakanlık yapan Lang, Birinci Dünya Savaşı sırasında partisinin seferberlik yanlısı kanadına karşı çıkmasıyla sivrilmiş ve ün kazanmış bir reformisttir.

Siyasi duruşu açısından belli başlı noksanları olsa da Lang’in başkaldırısının Avustralya İşçi Partisinin içindeki ve dışındaki işçi-sınıfı temelli radikalleşme hareketi ile mümkün kılındığı söylenebilir. Benzer şekilde, Lang’in başbakanlığı süresince ortaya konan çizgi de parti içindeki sol yönelimli dönüşümü hızlandırmıştır. Bu dönüşümün en tepesinde de Kamulaştırma Birimlerinin kurulması vardır.

Kamulaştırma Birimleri, İşçi Partisi taban üyeleri ve genç sendikacılar tarafından Lang’e ve partinin merkezi mekanizmasına başkaldıran bir çizgide 1930’da kurulmuştur. ALP yönetim kadrosu üyesi ve Süt İşçileri Sendikasının kurucularından olan A. W. Thompson’ın sözleriyle, partinin amacı “sanayinin kamulaştırılmasının yollarını aramak ve bunun propagandasını yapmaktı.”   

Partinin kitle tabanını kendine çeken ve eğiten Kamulaştırma Birimleri sosyalizm yolunda salt parlamenter bir politika izlemeyi reddetti. Bunun yerine, sanayiyi devletleştirecek bir Avustralya İşçi Partisi hükümeti seçmeyi önerdiler. Bunu izleyecek olan, çalışma alanlarının demokratikleştirilmesi ve sosyalist bir topluma gidecek yolun açılmasıydı.

1970’lerde resmiyete kavuşan parti içi hizipleşmenin öncesinde, bu birimler aynı zamanda partinin taban örgütlenmesi içerisindeki sosyalist bloğu temsil ediyordu. Partinin “tepenin ardındaki ışık” olarak tanımladığı sosyalizme karşı mesafeli ve ütopik duruşunun karşısında, bu blok çok daha dolaysız ve talepkâr bir slogan benimsedi: “Şimdinin sosyalizmi.”

Sanayiyi Kamulaştırma Propagandası.

Birimler yoğunluklu olarak Yeni Güney Galler’in işçi sınıfı bölgelerinde, özellikle kitlesel bir destek kazandıkları Sidney’de çalıştılar. Çoğunlukla kitlesel katılımların olduğu mitingler düzenleyerek, kenti çevreleyen işçi mahallelerinde ev ziyaretleri yaparak ve birimin çıkardığı  Socialisation Call (Kamulaştırmaya Çağrı) gazetesini dağıtarak kampanyalar yürüttüler.

İlginç bir şekilde, Kamulaştırma Birimleri kurulmadan iki sence önce partinin yerel birimleri tarafından desteklenen bir Emek Propaganda Ordusu kurulmuştur. Bu oluşum, aşağıdan yukarı örgütlenme biçiminin parti içindeki öncülü sayılabilir, dolayısıyla Kamulaştırma Birimlerinin de altyapısını oluşturur. Birimler, bu dönemde yapılan taban hareketi vurgusu sayesinde ve İşçi Partisi’ne topluca katılan gençlerden ilham alarak hızlıca kitlesel bir zemin yaratabilmiştir.

En nihayetinde, birimler tarih ve iktisat eğitimi veren otuz sosyalist eğitim kursu, ayrıca bir tiyatro grubu ve hatta bir sosyalist orkestra kurdular. Bu çalışmalar İşçi Partisinin radikalleşme hareketini daha geniş bir sosyal çerçeveye oturtabilmesine ve kendi örgütsel gücünü artırabilmesine yardımcı oldu.

Bu oluşumlar emekçi kesim ile derin bir ilişki halinde olduğu ölçüde, Kamulaştırma Birimleri bağımsız sosyalist eğitimin, iletişimin ve kültürel üretimin gücünü açığa çıkardı. Kurdukları Labour Education League (Emek Eğitim Birliği) hem geniş ölçekli sosyalist eğitimin önünü açmış oldu hem de bir emek üniversitesi kurulması yolunda bir adım daha atılmış oldu.

Kitle medyasının emek karşısında düşmanca tavır aldığı, üniversiteler birçok genç için ulaşılamaz konumdayken, eğitimin onu karşılayabilenlerle ideolojik bir ittifak içinde halinde olduğu güncel durumda, tarihin yankılarını duymak mümkün. Bugün böylesi zor koşullar altında sınıf bilincini aşağıdan yukarı örgütlenme yoluyla açığa çıkarma yolunda 1930’larda gösterilen çabalar karşımızda duran güçlü bir rehber niteliğinde.

Aşağıdan Mücadele, Yukarıdan Ölüm

1931 Avustralya İşçi Partisi Kongresi gerçekleştiğinde, birimler çoğunluk desteğini alacak kadar güçlenmişlerdi. Kamulaştırma Birimlerine sadık vekiller, İşçi Partisinin, kendisini “üç yıl içinde” Avustralya sanayisini kamulaştırmaya adayacağı provokatif bir önergeyi kabul etmesinde ısrarcı olabilecek durumdaydı.

Bu seviyede bir militanlık, parti içinde yukarıdan aşağı örgütlenen muhafazakâr yönetici yapılara kafa tutacak gücü doğurabildi. Bu güç, bugün parti içi fraksiyonlardan biri olan Sosyalist Sol (Socialist Left) ile büyük bir tezat oluşturmakta. Oldukça bürokratik bir yapılanmaya sahip olan Sosyalist Sol, yine iç gruplanmalardan biri olan Emekçi Sağ (Labor Left) ile yaptığı ittifakla ünlüdür.

İşçi Partisi bu önergeyi uygun bulmadı. Kamulaştırma Birimleri bundan kısa bir süre sonra kendisini Jack Lang’in sendikacılarla ittifak halinde kurduğu Kadro (Inner Group), diğer adıyla “Trades Hall Reds (Sendika Birlikleri Kırmızısı)” ile mücadele etmeye adayacaktır. Kadro, militanlığı desteklemesine rağmen Kamulaştırma Birimlerini doğrudan kendisine karşı bir rakip ve emek hareketi içindeki hegemonyasına karşı bir tehdit olarak gördü.

Birimlerin kurulmasına destek olan parti vekili Clarrie Martin, bu çatışma karşısında hayal kırıklığına uğramış ve kötü sonuçlanan bir seçim sonrasında yapılan birim toplantısında Lang’i şöyle eleştirmiştir:

Parlamentodaki deneyimlerim sosyalist inancımı güçlendirdi ve sosyalizm fikrinin yayılmasının gerekliliğini hiç olmadığı kadar iyi anlamamı sağladı. Bana göre Lang, iyi bir savaşçı olmasına rağmen, sosyalizm hakkında çok az şey biliyor.

.

Kritik bir biçimde, birimler hiçbir zaman doğrudan sendikalara dâhil olmamış, hatta siyaseten aktif birçok sendikacıyla aralarına mesafe koymuşlardır. Sonradan örgütlü emek mücadelesine yüzlerini dönecek olmalarına rağmen, bu adımı atmakta geç kalmışlardır.

Bu durum, Kadroya parti mekanizmalarının siyasi kaynaklarını Kamulaştırma Birimleri aleyhine kullanmak, Parti Kongrelerinde sendika temelli seçmen kitlesi sayesinde üstünlük sağlamak ve partinin geniş dağıtım ağına sahip resmi gazetesi Labour Daily’de popüler yazılar yayınlamak için fırsat sağladı. Dolayısıyla, birimler içeriden gelen saldırılar sonucunda giderek güç kaybetti. Birimlerin İşçi Partisini demokratikleştirme çabaları, partinin kaynaklarını kullanmaya dayanıyordu. Parti bu çabalara karşı harekete geçince birimler savunmasız duruma düştü.

Bu taban ayaklanmasının belki de en dramatik safhası, İşçi Partisi’nin 1933’teki Kongresinde bir önergeyi kabul ederek Kamulaştırma Birimlerini partiden koparan Jack Lang’in sebep olduğu ani çözülme ve sönümlenmeydi. 1931 İşçi Partisi Kongresinde kazandıkları büyük zaferden yalnızca iki yıl sonra, birimler kendilerini partiden ayrılmış buldular.

İçimizdeki Sosyal Faşistler

İşçi Partisi’nin yanı sıra, Avustralya Komünist Partisi (CPA), bunalım dönemi Avustralya’sındaki en büyük sosyalist örgüttü. Fakat bu dönemde partinin liderliği Moskova’ya sıkıca bağlıydı. Komintern’in dünya çapındaki komünist partilere teşvik ettiği stratejik bir yönelim etiketi olan sözde “Üçüncü Dönem” çizgisine paralel şekilde Komünist Parti, Kamulaştırma Birimlerine karşı sekter ve acımasız bir tavır aldı ve onları “sosyal faşistlikle” suçladı.

Bu formülasyon, SSCB’nin sosyal demokrat partilere ilişkin resmi analizinden kaynaklanıyordu; SSCB, bu partilerin sosyal devrim yolunda olduklarını ve faşizme zemin hazırladıklarını ileri sürmüştü. Buna göre komünistler; sosyal demokrat veya işçi partileriyle birlikte mücadeleye dair her türlü tekliften kaçınmalıdır.

Bunun sonucunda, Komünist Parti, İşçi Partisi içindeki sıradan üyeler ile partinin yönetimi arasında ayrım yapmadı. Bu durum, Birinci Dünya Savaşı sonrası sosyal demokrasinin ve sendika bürokrasisinin başarısızlıklarına, çelişkilerine yönelik daha somut bir eleştirinin yolunu tıkayan kaba bir karikatürden başka bir şey değildi.

Fakat Komünist Parti’nin sekterliği evrensel değildi. Bazı bireyler ve küçük sosyalist gruplar bu birimlerde hem kendilerini daha radikal bir yöne taşıyacak hem de İşçi Partisi’nden olmayan sosyalistler safını kuracak bir potansiyel görerek Kamulaştırma Birimlerine katıldılar.

Kamulaştırma Birimlerinin İşçi Partisi hakkındaki analizleri karma bir yapıya sahipti. Sosyalizmin, bir kongre kararını izleyen üç yıllık süre zarfında tanıtılabileceği fikri bugün son derece naif görünüyor. Ne var ki bu fikir, birimleri inşa eden sosyalistlerin coşkusunu ve egemen sınıfa karşı direnişin kapsamını yansıtmasının yanı sıra İşçi Partisi’nin kendi rolünü öngörmedeki başarısızlığını da ortaya koyuyordu.

Kendi kendine yeten örgütlenmelerden yoksun olmaları, tabandan gelen bu başkaldırının hareketin mutlak hâkimi olmak isteyen Lang gibi parti ve sendika elitlerinin yukarıdan saldırılarına açık olduğu anlamına geliyordu.

İçinde mi Dışında mı?

1930’lar, derin ekonomik krizin yaşandığı yıllardı. Bu dönemde, İşçi Partisi’nin içindeki ve dışındaki bir takım dik kafalı sol unsurlar için “yontulmamış bir sınıf mücadelesi ideolojisi” ilgi çekiciydi. Ortak gündem, “işçi sınıfına gitmek” olmasına rağmen; sosyalistler, bunun nasıl yapılacağı hususunda ters düşüyorlardı.

Kamulaştırma Birimlerinin yükselişi ve düşüşü bu sorunla doğrudan doğruya ilintili. Birimlerin tarihi; tıpkı Komünist Parti’de olduğu gibi, kendi kendini bertaraf eden aşırı sekter bir duruş benimseme tehlikesine karşı bir uyarı olarak duruyor. Ayrıca bize, İşçi Partisi gibi partilere duyulan örgütsel veya siyasi bağlılığın doğasında bulunan savunmasızlığa karşı ikazda bulunuyor.

Sosyalizme olan bağlılığı çoğunlukla lafta kalsa da, Lang’in stratejisi fena halde suya düştü. 1931’de, İngiliz bankalarına olan borçların karşılanması için Avustralya eyaletlerini kemer sıkmaya zorlayan “Melbourne Anlaşması’nı” reddederek egemen sınıfın öfkesini kazandı. Hatta, Yeni Güney Galler eyalet bankası hesaplarındaki fonu çekerek, sendika hareketinin eyaletteki idari merkezi olan Sidney Sendika Birlikleri’ne aktardı.

Sonuç, anayasal bir kriz ve İşçi Partisi içinde gerçekleşen büyük bir tarihsel parçalanma oldu. Kemer sıkma yanlısı Emek Partisi başkanı James Scullin patronları çok sevindirecek biçimde iyice ileri giderek bütün bir Yeni Güney Galler birimini kapattı. Kısa bir zaman sonra, 1932’de, Lang’in isyanı Yeni Güney Galler valisi Sir Philip Game’in hükümetini azletmesiyle bastırılmış oldu.

Birimlerin tasfiyesine kısa bir süre kala Clarrie Martin şöyle bir uyarıda bulunmuştu:

Gerici unsurlar sosyalist hareketin tasfiyesinde başarılı olursa, bu İşçi Partisinin sosyalist bir parti olmadığının ve kansız cansız bir liberalizmin yasa yapma gücüyle ve politikasıyla yetindiğinin ilanı olacaktır.

Martin’in “kansız cansız liberaller” diye bahsettiği kesim, bizzat kendi hükümetlerinin düşürülmesine direnemeyen veya direnme iradesi göstermeyenler tarafından kendisini açık etmiştir. Daha mücadeleci olabilecek başka bir senaryoda, sosyalist bir İşçi Partisi lideri Kamulaştırma Birimlerinin desteğini alarak egemen sınıfların darbesi karşısında reform hükümetini savunurdu.

Bunun karşılığında, kendi stratejik sınırlılıklarını aşarak eğitim ve kültür alanlarındaki çalışmalarını endüstriyel ve politik bir mekanizmaya dönüştürebilirdi. Bu süreç üç yıldan fazla zaman alabilirdi. Yine de Kamulaştırma Birimleri sosyal demokrasinin çelişkilerini önceden görüp bunları aşabilseydi, bu birimlerin kurucusu olan militan üyeler belki de yaşama veda etmeden sosyalizmin gelişini görebileceklerdi.

Yanıtla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.