Dünyayı Değiştirmenin İncelikli Şairi Gülten Akın

Anasayfa Haber Dünyayı Değiştirmenin İncelikli Şairi Gülten Akın
Dünyayı Değiştirmenin İncelikli Şairi Gülten Akın

Gülten Akın ölüm yıl dönümünde SOL Kültür Esat-Seyran Gülten Akın Kitaplığı tarafından düzenlenen bir etkinlikle anıldı. Gülten Akın’ın kızı Deniz Cankoçak ve yazar Barış İnce’nin katıldığı etkinlikte Gülten Akın’ın hayatı ve şiirleri konuşuldu.

İçinde Yaşadığımız Dünyayı Değiştirme Kaygısı
Deniz Cankoçak

Bu etnikliğe çağrıldığım için çok mutluyum, teşekkür ediyorum. SOL Kültür’ün, Gülten Akın Kitaplığı kurması bizi çok mutlu etti. Annem Gülten Akın, bir şair olmanın yanında bir insan hakları savunucusuydu, politik yönü çok güçlüydü. 

1933’de doğdu, 10 yaşındayken Yozgat’tan Ankara’ya geldi. Üniversite dönemine ilişkin bir anısı var onu paylaşmak istiyorum. Anıtkabir yapılıp, Atatürk’ün naşı Ankara’ya getirildiği üniversite öğrencileri de oradaymış, annem de onlardan birisiymiş. Annem, 14-15 yıl boyunca babamın Kaymaklık görevi nedeniyle farklı illerde bulunmuş. Bu illerde öğretmenlik, gönüllü avukatlık dahil halkın tüm sorunlarına yetişmeye çalışmış. Bu koşturma içinde, çocukları oluyor ve onlar da devrimci genç olarak yetişiyorlar. 78’de ODTÜ öğrencisi olan abim Devrimci Yol örgütlülüğü içinde mücadele ederken tutuklanıyor. Annemin hayatının zor dönemi ondan sonra başlıyor. Seyran bölgesinde oturuyordu, haftalık Mamak’a gidip gelmeye başlıyor. Tutuklu ailelerle birlikte mücadele ediyor, onların bir parçası oluyor. İşkencenin, kötü muamelenin olduğu dönemdi. Buna karşı cezaevinde Devrimci Yolcular 42 gün süren bir açlık grevi yaptı, abim de bunun içindeydi. Bu 42 günlük açlık grevi annemin şiirlerine de konu oldu. Annemin hem etik hem estetik tavrı vardı, bunu hiç eksik etmedi o yüzden şiiri de toplumcu bir şiir olabildi. Gülten Akın her zaman eşitlik, özgürlük istedi, barış istedi. Her zaman politik bir kaygısı oldu, toplumdan, halkın sorunlarından hiç kopmadı. İçinde yaşadığımız dünyanın değişmesine yönelik bir etik kaygı diyordu. 


Emekçinin Çoğul Sesinin Şairi
Barış İnce

Bugün Seyran’da onun yaşadığı bir yerde, Gülten Akın’ın anıyoruz. O mücadelenin incelikli şairidir. Bugün bir incelikten daha söz etmemiz gerekir. İzmir’de bir deprem yaşadık. Depremin yıkımına karşı, Dayanışma Gönüllüleri SOL Dayanışmadır diyerek günlerdir gece gündüz çalışıyor. SOL Kültür’de onlara destek olmak, çocuklara umut vermek için burada Pazar günü boyunca çocuk kitapları toplayarak İzmir Dayanışma Gönüllülerine gönderecek. 

Gerçekten halkını seven, insanlarını seven, çocukları seven değerli bir kişiden söz ediyoruz. Ben biraz daha edebiyatından söz edeceğim. Şiir yazmak kolay bir şey değildir. Şiir kısa olduğu kadar yoğundur. Gülten Akın bunun farkında olan birisi olarak beslendiği kaynakları sürekli arttırmıştı. Halk deyişlerinden, halk türkülerinden beslenen bir şiire yönelmişti. Fakat bununla yetinmedi, halk şiirini kopyalamak değil onu işledi, yeni bir şiir ortaya çıkardı. Onun şiirini aslında anlatmak gerekirse. İlk dönem şiirlerini bireysel tonda yazılmış, bireyin konuştuğu şiirdir. Kırmızı Karanfil’e kadar olan dönemi bunun içinde söyleyebiliriz. Kırmızı Karanfil’den sonra ise sesin çoğaldığını görüyoruz. Bu çoğalan ses emekçilerin sesidir. Emekçilerin sesi çoğaldıkça Gülten Akın’ın seslerinin de ne kadar yoğun ve çoğul olduğunu görüyoruz. Şiirin ne kadar zor olduğunu biliyordu, herkes kaşık yapar ama sapını denk getiremez, derdi. Böyle bir incelik ve yoğunluk vardır. İstediğiniz kadar halktan beslenin şiir için bir ince işçilik yapmak gerekirdi, Gülten Akın bunu yaptı. 

Yanıtla