FORUM – Sağ-Sol Yoktur ya da Bildik Demirelcilik Oynamak

Anasayfa Blog FORUM – Sağ-Sol Yoktur ya da Bildik Demirelcilik Oynamak
FORUM – Sağ-Sol Yoktur ya da Bildik Demirelcilik Oynamak

Emir Yıldız

AKP-MHP iktidar blokunun güç kaybettiği, buna karşın muhalefetin ise yükselişe geçemediği bir sıkışma uzun zamandır tartışılıyor. Bunun en önemli nedenlerinden birisi siyasetin (muhalefeti de içine alan) sağın alanına sıkışmış olması. Millet İttifakı içindeki İYİP’den DEVAP’a sağ siyasetler de zaten iktidardaki güçlerle aynı köklere sahipler. Bu siyasetlerden farklı bir şey beklemek zaten mümkün değil. Muhalefet ittifakının merkezindeki CHP de büyük oranda sağa doğru yanaşan bir politika izliyor. Ancak bu Millet İttifakı’nı bir arada tutmaya yönelik bir uyumun ya da taktik hamlelerin ötesinde yeni bir sağ siyaset merkezi oluşturmaya yönelik bir tercih olarak öne çıkıyor. Bunu da artık eskimiş liberal tezlere sarılarak, solun sonunu ilan ederek yapmaya çalışıyor! Aslında yaptığı şey düpedüz bir sağcılıktan, Demirelcilik oynamaktan öte bir şey de değil!

*

K. Kılıçdaroğlu, Ahmet Hoca Enstitüsü adı altında toplanan muhafazakâr bir toplulukla yaptığı sohbette, solculuk reddiyesini şu sözlerle ifade ediyor : “21. Yüzyılın sorunlarını 18. yüzyıl kavramlarıyla mı çözeceğiz? Nedir sağcılığın, solculuğun kriterleri? Solcular kamu adına çalışır. Sağcılar kamu adına çalışmıyor mu? Solcular fakire yardım eder… Sağcılar fakire yardım etmiyor mu? Dolayısıyla bizim 18. yüzyıl kavramlarına hapsedilmiş bir siyasetle Türkiye’yi aydınlığa çıkarmamız mümkün değil. Yeni kavramlar üretmeliyiz” ifadelerini kullandı.

Bunların yeni cümleler olmadığını biliyoruz. Reel sosyalizmin yenilgisinin ardından başlayan süreçte liberalizmin hegemonyasının temel taşlarından birisi sol ve sosyalizmin 20.yüzyıla ait bir sapma noktası olduğu yönündeki söylemdi. Buradan hareketle tarihin belli bir anında liberalizmden sapmanın sağ ve solda faşizme ve komünizme uzanan uçlar yaratığı yönündeki bir saptırma ile sağı ve solu (faşizmi ve komünizmi) eşitleyerek; solu siyaset arenasının dışına taşıma çabasına girildi. Reel sosyalizmin yenilgisiyle bu dönemin kapandığı, küresel liberal formun artık tek ve sonsuz siyaset formu haline geldiği ileri sürülerek sağ ve sol yerine, bu tek ve sonsuz siyaset formunun içinde konumlanmaktan başka bir çıkış yolu olmadığı söylendi. Bunun en önemli sonucu ise soldan bu akıma kapılanlarının yarattığı dağınıklık içinde solun siyasetteki etkinliğinin azalması bunun yerine her tür gerici, milliyetçi sağ düşüncenin güçlenmesi oldu. Siyaset alanının bugün sağın farklı güçlerinin eline geçmiş olması ve muhalefetin de bu eksene çekilmesinin en önemli nedenlerinden birisi de bu. K. Kılıçdaroğlu şimdi bu retoriği tekrarlayarak sağ açtığı yelkene rüzgâr toplamaya çalışıyor olsa gerek!

*

Bu hatırlatma bir yana bu tür bir düşünce bugün düzen muhalefetinin neden yerinde saydığını ortaya koyması bakımından önemli. Sağın ve solun ortadan kalktığını ifade ettiği bu tespit, şimdi 21.yüzyılın kapitalist krizle girdiği büyük çatlak içinde tümüyle geçersizleşmiş durumda. Küresel neoliberal saldırı etrafında formatlanmış merkez siyasetlerin çöktüğü bir dönemdeyiz. Bunun karşısında kapitalist sistemin neofaşist akımlara doğru uç veren iktidar yapıları ve siyasal akımlar öne çıkıyor. Öte yandan da direniş ve isyan dalgaları içinde sol bir arayış güç kazanıyor. Düzen muhalefetinin yükselememesinin en önemli nedeni artık çöken liberal merkez fikre ve onun ülkemizde en köhnemiş sağ akımlarına tutunarak güç kazanma çabasıdır. Türkiye’de toplumsal alandaki birikim siyasal İslamcılık ve neoliberal tahribat karşısında eşitlik, özgürlük ve kamuculuk fikri üzerinden biçimleniyor. CHP tabanında da önemli bir ilerici potansiyelle birlikte onu da aşan bir büyük muhalefet potansiyeli (solu dışlayarak) bu tür bir sağcılık içine hapsedilmeye çalışıyor. 

Düzen muhalefetinin topluma hiçbir heyecan vermemesi; yaşanan yalnızlaşma ve güçsüzlük karşısında bir çare olarak görülmemesi; toplumun ve muhalefetin en dinamik kesimlerini kapsayamamasının nedenleri burada bulunabilir. Bu aynı zamanda sol muhalefetin alanını ve imkânlarını da ortaya koyuyor. Solda bir seçenek, bir alternatif yaratılmadığı sürece siyaset düzlemi ve düzen muhalefeti hızla sağcılaşmaya devam edecek. Bunu sağın kirli, karanlık tarihini de aklayarak; halka karşı işlediği suçları bir yana koyarak yapıyor. K. Kılıçdaroğlu’nun sağ da sol da kamudan yana, fakirden yana sözlerine bir bakın! Bu ülkeyi yıllardır emperyalist merkezler için bir yağma alanına çeviren, sermayenin çıkarları doğrultusunda halkı yoksullaştıran ve muhtaç haline getiren sağ ile solu eşitleyerek, buradan da solu arkaik bir akım olarak ilan etmeye çalışmanın kendisinin arkaik bir düşünce olduğu açık olmalı. O zaman yapılması gereken şey ortada. Düzen muhalefetinin bu sığ sağcılık siyasetini de mahkûm edecek sol bir güç merkezini yaratmaktan başka bir şey değil. Türkiye bu sağcılığa, yeni Demirel oyunlarına mahkûm kalmayacak! Çünkü SOL var! 

Yanıtla