İşleyen: Bu İktidara Son Verecek Güç Topraklarımızda Mevcut!

İşleyen: Bu İktidara Son Verecek Güç Topraklarımızda Mevcut!

Önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimleri, sol/sosyalist hareketlerin mücadele zeminleri ve ittifaklar, AKP’nin izlediği baskı politikaları ve gelecek seçimlerin güvenliği gibi konularda SOL Parti Başkanlar Kurulu Üyesi Önder İşleyen ile yapılan bu röportaj 09.06.2022 tarihinde BirGün gazetesinde yayınlanmıştır.

– Solda ittifak ve adaylıklar konusunda tartışmalar devam ediyor. SOL Parti’nin de bu çabanın parçası olduğu biliniyor. Gelinen aşamayı değerlendirir misiniz?

Türkiye’nin geleceğini, milyonlarca emekçinin, gençlerin kaderini belirleyecek hayati bir süreçteyiz. Çetesiyle tarikatıyla her yanı karanlık, bir avuç haraminin sultasındaki rejimden ülkeyi kurtarmayı ön plana alan bir anlayışla mücadele ediyoruz.

Bu anlayış temelinde, düzen içi yapılara eklemlenmemiş olan sosyalist hareketlerin kendi arasında ortak tavır belirlemesi konusunda görüşmeler sürüyor. Önümüzdeki seçim sürecinde birlikte davranmak için çaba sarfediyoruz. Bunun için şu aşamada dört parti olarak (TKP, TKH, Devrim Hareketi’yle birlikte) farklı örgütlerle de görüşme halinde süreci geliştirmeye çalışıyoruz. Aydınlar, sanatçılar ve toplumsal mücadele dinamikleriyle birlikte bir Konferans düzenleyerek görüşlerimizi belirlemeye çalışacağız. Solda bu rejime son vermeyi ön plana alan bir akıl birliğinin, duygu ve mücadele ortaklığının oluşmasını çok önemli görüyoruz.

– Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sosyalistlerin ortak bir aday çıkarması da gündeme taşındı. Bu konuda görüşleriniz neler?

Her şeyden önce önümüzdeki seçim rejimin oylanacağı bir referandum olarak görülmelidir. Politika belirlenirken de seçimlerin bir referandum olarak gerçekleşmesi esas alınmalıdır.

Elbette çoklu adaylıkla seçimlere gidilirse ya da kabul edilemeyecek yönelimler dayatılırsa bu konuda da bir arayış gündeme gelebilir. Genel olarak biz böyle olmaması gerektiğini düşünüyoruz. Türkiye’nin emekçi kesimlerini dikkate alan bir ortak adayla seçimlere gidilmesinin önümüzdeki tehlikeli dönemin aşılması için hayati önemde olduğunu düşünüyoruz. Biz esas olarak böyle bir sorumlulukla hareket edeceğiz.

Türkiye’de büyük bir ilerici, Cumhuriyetçi, devrimci birikim var. Milyonlarca gencin, hakları için mücadele eden kadınların yüzünü döndüğü bu birikimi, yoksuların özelleştirmelerin işsiz bıraktığı emekçilerin, Kürtlerin taleplerini dışlayarak, daha önce yapıldığı gibi AKP zihniyetinde bir adayı dayatarak bu seçimi kazanmanın mümkün olmayacağını herkes bilmelidir. Olağanüstü baskı koşulları içinde gerçekleşeceği açık olan seçimde toplumun en dinamik ve kararlı kesimlerinin canlı bir desteği ancak böyle bir duygu birliğiyle sağlanabilir.

Toplumsal talepleri dikkate almadan, iktidar değişikliği gerçekleşse dahi rejimle gerçek bir hesaplaşma ve toplumun özlemlerine uygun bir dönüşüm gerçekleştirilemez. Bizler bu ülkenin devrimcileri, sosyalistleri olarak bir yandan bu rejime son vermek için kesin ve net bir tutum alırken öte yandan da toplumsal taleplerin taşıyıcılığını üstlenecek devrimci bir muhalefet dalgasını örgütlemek için çalışıyoruz. Düzen dışı tüm güçlerin böyle bir politika etrafında birlikte mücadele etmesinin hem bu etapta iktidara son vermek için hem de AKP sonrasındaki mücadele etabında halktan yana bir dönüşümü mümkün kılmak için çok önemli olduğunu düşünüyoruz.

– AKP’nin son dönemdeki yeni baskıları nasıl bir seçime işaret ediyor, buna ilişkin öncelikle hangi adımları atacaksınız?

Hızlı bir çözülme yaşayan AKP, iktidar boşluğunu yeni baskılarla doldurmaya çalışıyor. Seçim yasası ile YSK yapısında yaptığı değişim, Gezi davasındaki haksız tutuklama kararları ve üzerine son derece çirkin sözlerle yürütülen kutuplaştırma siyasetiyle şeriatçı azınlığın canlı desteğini arkasına alma çabaları bununla ilgili. Suriye’ye yönelik bir askeri operasyon da buna eklenmeye çalışılıyor.

Bu baskının dengelenebilmesi örgütlü bir toplumsal seferberlikle sağlanabilir. Bunun için de en önemli başlıklarından birisi seçim güvenliğidir. Bu konuda tüm muhalefetle ortak bir mücadele içinde olacağız. Toplumda da bir umutsuzluk olarak karşımıza çıkan en önemli zaaf seçim güvenliğinin sağlanıp sağlanamayacağında ortaya çıkıyor. Bu umutsuzluğu aşacak toplumsal bir seferberliği, her seçim noktasında tüm muhalefetle ortak bir mücadele içinde örgütleyeceğiz.

Bu iktidara son verecek, Türkiye’nin devrimci demokratik yeniden kuruluşunu gerçekleştirecek bir güç ve potansiyel bu ülke topraklarında var. Bunu, tüm ilericiler, devrimciler, sosyalistler olarak gençlerle, kadınlarla, ülkemizin eşitlikten, adaletten, barıştan ve demokrasiden yana tüm emekçi yurtsever insanlarıyla birlikte göstereceğiz. Sonunda ne yaparlarsa yapsınlar, onlar kaybedecek, biz kazanacağız!