İŞLEYEN: ODAĞIMIZI MÜCADELEDEN KAÇIRAMAYIZ

İŞLEYEN: ODAĞIMIZI MÜCADELEDEN KAÇIRAMAYIZ

SOL Parti Başkanlar Kurulu üyesi Önder İşleyen Halk TV’de gazeteciler Barış Terkoğlu, Emin Çapa ve Şirin Payzın’ın sorularını yanıtladı. Seçim ittifakı tartışmaları, önümüzdeki süreç, diğer partilerin çağrıları ve SOL Parti’nin son yaptığı “belirsiz bir ittifakın parçası olmayacağız” açıklamasına ilişkin soruları yanıtlayan Önder İşleyen şunları söyledi:

BİRLİKTE MÜCADELEYİ ÖRGÜTLEMEYE İHTİYAÇ VAR

Önümüzdeki dönem açısından HDP’nin merkezinde olduğu sola bir öneri var. Bu toplantı bütünüyle ne olduğu belli olmayan bir toplantı değil. Biz toplantıya katılmayacağımızı öncesinde bildirdik. Çünkü bizim yaptığımız görüşmeler de zaten bir ittifak zeminine dönük bir ortaklaşma yoktu, ama biz de içerisindeymişiz gibi bir fotoğraf yansıtıldı, biz bunun içerisinde değiliz deyince de kenarda bekleyen bir grup taşlamaya başladı. Bunu da etik bulmadığımızı söylememiz lazım. HDP ile ilişki açısından da bu önemlidir. Önümüzdeki dönem tüm muhalefetin iletişime diyaloğa dayanışmaya birlikte mücadeleye açık bir süreci örgütlemeye ihtiyacı var. Birbirine saygı duyan birbirimizle ilişkimizde bu hassasiyetlere dikkat eden bir tavır içinde olmalıyız.

RESTORASYONUN PARÇASI OLMAYACAĞIZ

İkincisi, HDP bir tutum belgesi açıkladı. Yaptığımız görüşmelerde bu belgeye ilişkin karşılıklı değerlendirmelerde bulunduk. Özellikle cumhurbaşkanlığı seçimleri konusunda AKP’ye açıkça hayır diyen bir tutumda olmalarını olumlu bulduğumuzu ifade ettik. Ancak tutum belgesinin ana karakterine baktığımızda önümüzdeki dönem için planlanan bir restorasyon sürecine eklemlenmiş bir eksene sahip olduğunu ve bu eksenin bizi ifade etmediğini de söyledik. Bugün Türkiye’nin çürümüş kapitalist sistemin içerisinde ondan doğan sorunlara değinmeyen, özelleştirmelere değinmeyen, sınıf eksenli bir sosyalist mücadele eksenine sahip olmayan, laiklik anti emperyalizm gibi bugünkü rejimle hesaplaşmanın ana karakterini oluşturacak temel çizgilerden uzak bir tutum belgesi etrafında solun birleştirilme çabasının doğru olmadığını önümüzdeki dönem için söyledik.

HERKES KENDİ PAYINI DÜŞÜNMEYE BAŞLADI

Dikkat çektiğimiz bir başka nokta var; şöyle bir algı oluştu tüm muhalefete düğün dernek seçime gidiyoruz. Sanki kazanılmış bir seçim var ve kazanılmış seçim ardından herkes masada kendine düşecek payı düşünmeye başladı hangi koltukta olacağını düşünmeye başladı.

Türkiye’yi olağan bir seçime gitmediğimize dikkat çekiyoruz. Herkesin seçim anına odaklandığı ve sanki iktidar değişmiş de muhalefet mevzi paylaşıyormuş gibi bir durum hem toplumu hem muhalefeti yanıltacak önemli bir zaaftır. Şöyle bir dağınıklık var muhalefette; AKP’nin güç kaybetmesini bir kendiliğinden yenilgi gerçekleşeceğini uman bir yanılgı içerisinde muhalefet. Oysa Türkiye’yi çok riskli bir geçiş dönemi bekliyor. Bu etaba giden yolun içerisinde bulunan riskler, hangi koşullarda seçime gideceğiz? Bu koşullar için mücadele etmeyen bir anlayışı doğru bulmadığımızı ve bugün mücadeleye seçim ittifakı üzerinden ve milletvekili pazarlıkları üzerinden başlamanın yanlışlığına vurgu yapıyoruz.

SEÇİMİN ŞARTLARINA ODAKLANMAMIZ GEREK

Türkiye’de AKP karşıtı mücadelenin onuru sosyalistlerindir. Kimse 20 yıllık süreç içerisinde AKP’ye güç taşıyacak hiçbir gelişmenin içerisinde olmamak bir yana AKP’nin gösterdiği tüm hamleler karşısında kendi duruşumuzla mücadele ettik. Bütün muhalefeti de uyardık. 2010 referandumunda, 2007’de tüm bu süreçlerde biz Türkiye’nin bir islamcı faşizme sürüklendiğini ve buna karşı hiçbir muhalefet akımının AKP’ye güç verecek bir girişim içerisinde olmaması gerektiğini söyledik. Bunun için bir birleşik mücadele çabası içerisine girdik. Tüm muhalefetin bu iktidara son verme konusunda mücadele etmesi gerektiğini savunduk ve açıkça şunu söylüyoruz. SOL Parti olarak hayır cephesinde bu rejimin yenilgiye uğratılması doğrultusunda en geniş ittifakın parçasıyız.

DEVRİMCİ DÖNÜŞÜME TALİBİZ

Seçime hangi koşulda gideceğiz HDP kapatma davası CHP’yi böylesi bir eksene çekme çabası var AKP’nin. Öbür tarafta biraz önce söyledim OHAL var, tarikatla bugün hilafet ilan edelim diyenler var bütün bunları görmeksizin bilmediğimiz bir parti de değil ki. 7 Haziran’ları 1 Kasım’ları yaşadık, referandumu çaldılar. Bütün bunları yaşamış bir muhalefet olarak ders çıkaralım diyoruz.

Bu 20 yıllık AKP tarihinde bizim mücadele tarihimizde cevabı var biz bu seçimde AKP’ye hayır diyeceğiz. Biz şunu hep yanlış bulduk 2010 referandumunun altını çizerken, Erdoğan ile karşısındaki gücü eşitlemek ve bir boykot, tarafsızlık pozisyonu seçmek bu iktidarı desteklemek anlamına gelir. Bugün sosyalist solun ve ana muhalefetin tüm meselesi Erdoğan’ı bozguna uğratmaktır. Tam bunları konuşmanın zamanı. Bugün ana mesele Erdoğan’a hayır diyen bir muhalefet çizgisini örgütlemektir. Tüm sosyalistlerin ve tüm muhalefetin bugünden örgütlemesi gereken şey budur. Bu iktidara son vermek çok önemlidir ama Türkiye’de halkın sorunlarının gerçek çözümleri için bir devrimci dönüşüme ihtiyaç var. Bu devrimci dönüşümü gerçekleştirecek bir devrimci örgüte ihtiyaç var. SOL Parti buna taliptir.

ATLARI ÇALDIRMAYACAĞIZ

SOL Parti önümüzdeki dönem oluşacak olan restorasyonun parçası olmayı değil ona muhalefet edecek devrimci bir muhalefeti örgütlemeyi kendisine atfetmiştir bu sorumlulukla hareket ediyor. Önümüzdeki süreçte bir yandan bu rejimden çıkışı ana mesele olarak görüyoruz. Bu etapta atı alan Üsküdar’ı geçti diyen Erdoğan’a bir kez daha o atları çaldırmayacaksak bugün hesap parlamento hesabı değil atlara sahip çıkma hesabı. Muhalefeti tam da onların bu topluma yapacağı kötülükler konusunda seçim koşullarını belirleme konusunda atılacak adımlarda bir toplumsal muhalefeti örgütlemektir. Atları tutmaktır. Onların Üsküdar’ı geçemeyeceği bir muhalefeti toplumsal birleşil bir seferberliği yaratmaktır. SOL Parti seçim güvenliğinden toplumsal seferberliğe kadar her yerde tüm muhalefetle ortak hareket edecek ama bu düzenin devrimci dönüşümü iddiasını asla kenara bırakmadan onu örgütleyerek bu mücadeleyi sürdürecek.