Merdan Yanardağ – 5’li Çete Muhalefetin İçine El Attı

Merdan Yanardağ – 5’li Çete Muhalefetin İçine El Attı

SOL Parti, Korkut Boratav, Merdan Yanardağ, Seyhan Erdoğdu, Nurcan Gökdemir, Bülent Forta ve İlhan Cihaner’in konuşmacı olduğu ‘Çıkış Yolunda Olasılıklar Sorumluluklar’ başlıklı bir panel düzenledi. MMO Kültür Merkezinde düzenlenen etkinlikte konuşmacılar, seçim sürecinin hangi koşullarda gerçekleşeceği, iktidar blokunun olası adımları, seçim güvenliği, muhalefet sathındaki çelişkiler ve adaylık tartışması gibi başlıkları tartışarak SOL’un önündeki olasılık ve sorumlulukları tartıştı.

MERDAN YANARDAĞ’ın açık oturumunda yaptığı sunuşu paylaşıyoruz.

Hem bir çıkışın eşiğindeyiz hem de uzun zorlu bir yolun başlangıcındayız. Kritik bir eşikteyiz. Bazen deneyimi yaşarken anlamını kaçırırız. Öncü örgütler ve liderler yaşanan sürecin tarihsel anlamını kavrayanlar olurlar. Kritik eşiğin bilincine varabilirsek sürece de müdahale edebiliriz. 20 yıllık bir hesaplaşmanın tamamlanacağı bir sürecin eşiğindeyiz. Cumhuriyet devrimi yarım kalmış gericilikle hesaplaşmasını tamamlayamamış bir devrimdir. Geçen yüzyıldan kalan sorunlarını artırarak ona yeni sorunlar ekleyerek o sorunları biriktirerek 21. yüzyıla taşımış bir ülke. Cumhuriyet devrimi Fransız devriminin doğu topraklarında bir yorumu ve biçimiyse her yarım kalan devrim gibi kendi mezar kazıcılarını hazırlamıştır. Sürecin belli bir noktasında gericilikle iktidarına son verdikleriyle anlaştı. Bu başlangıcı NATO’ya girişe getirebiliriz. Zizek “Afganistan’da Taliban’ın iktidar olduğu bir dünyada aydınlanma projesine kimse bitmiş diyemez” diyor. Hala islam dünyasının yarısında kadınların okuma yazması oy kullanması yasaksa da bahsedemeyiz. Post modernistler bize sınıfsal bir mücadele döneminin kapandığını toplumların sınıfsal değil kültürel kategoriler üzerinden çatışma yaşadığını söylediler. Aslında böyle değil. Afganistan da bunun sorununu yaşıyor. İslam kendi orta çağından çıkamamıştır. Bu çıkışı anlamlı şekilde gerçekleştirebilen tek ülke Türkiye olmıuştur. Fakat maalesef bu süreç tamamlanamamıştır ve ihanete uğramıştır. Bunu bir sonraki aşamasına, eşiti sosyalist bir devrime taşımak isteyen sosyalistler bir anda cumhuriyeti savunma sorunuyla kendisini baş başa buldu. Bugünkü taleplerle 70’lerdeki talepleri karşılaştırmak bile şaşırtıyor. O dönem bırakın sosyalistleri sosyal demokratların taleplerine bile baksanız bugün illegal örgütten yargılarsınız. Bugün karşı devrim sürecinin tamamlandığı bir sürece geldik. Bunu kavramak önemli.

Özellikle 90’lardaki geriye savruluşun ardından tarihsel referanslarımızdan koptuk ya da yeni ve liberal bir ekolle okuduk. Ne cumhuriyet devrimiyle ne kurtuluş mücadelesiyle bir bağımız kalmadı. 60’lı yıllardaki ikinci kurucu kuşağın problematik ve ideolojik bakış açısı daha doğru bir zemine oturuyordu. Cumhuriyetin birçok temel kurumu imha edilmiş durumda. AKP’nin geniş bir koalisyon ve ittifak olduğunu düşünmek gerekiyor. Cumhuriyeti yıktı ama yeni bir rejim kuramadı. Tarihin akışına direnen bir anlayışı temsil ediyorlar. Akıl ve bilim ile savaşan başka bir din yok. Bütün doğal afetleri kadınların giyimine bağlayan İsmailağa cemaatinin bugünkü iktidarda ciddi bir ağırlığı var Milli Eğitim müfredatında dahi bile ciddi bir etkisi var.

GİDİŞİ CENNETİ GETİRMEZ ANCAK CEHHENEMDEN DÖNDÜRÜR

2023 seçiminde rejimin devam edeceği bir ideolojik yapıyı kuramama sorunu yaşıyor islamcı ittifak. Belki kimse daha grev günah demedi bunlar varlığını devam ettiriyor. Türkiye gibi bir ülkede bunlar yapılamaz gibi geliyor ama önümüzde İran Mısır Pakistan gibi örnekler var. Bu seçimleri herhangi bir seçim gibi değerlendirmememiz gerek. AKP ve siyasal islamcı koalisyonun kaybedeceği hemen hemen kesin gibi gözüküyor. Ama bu kesinlik bizi yanıltabilir. Büyük sermayenin belirli kesimlerinin de AKP ile sorunları olduğu anlaşılıyor. AKP’nin 21. yüzyılda bu ülkeyi taşıyamayacağı doğru siyasi model olamayacağı noktasındalar. ABD ve Avrupa’nın da AKP ile ciddi sorunlar yaşadığını düşünüyorum. Bölgede tüm kirli işlerini gördürdüler. Suriye’de ağır bir yenilgiye uğradılar. Bu projenin taşıyıcı gücü AKP idi. Sünni İslam tarzı hareketlerin stratejisi gücü ele geçirene kadar güçlüye entegre olmaktı. AKP de bunu yaptı. Erdoğan kendisi bana daha İstanbul il başkanıyken “Siz solcular bunu yapsanız şimdi iktidardınız” diyerek itiraf etmişti. Liberaller bunu kabul etmedi. El Kaide de aynı şeyi yaptı. CIA, MI6 tüm batılı istihbarat örgütleriyle başlangıçta arası iyiydi. Hamas örneğin, sosyalizmin etkinliğini kırmak için kurulan örgütlerden biri olarak başlangıçta Marksist yapılarla iç içeydi.

AKP bu seçimi kaybederse bugüne kadarki yaptıklarını kaybedeceğinin farkında. Kuruluş için bu seçime ihtiyacı var. Ancak AKP seçimden kaçamaz. Tek meşruiyet kaynağı seçimler. Emekçilerle kavgalı Kürtlerle Alevilerle kavgalı cami cemaatinin bir bölümüyle İstanbul sermayesinin bir kısmıyla kavgalı. Beşli onlu çetenin gücünü hafife almamak gerekir. Son 5 yılda bu gruplara aktarılan paranın gücünü hafife almamak gerekiyor. Kılıçdaroğlu’nu hedef alan kampanyanın amacı da budur. Erdoğan’ın yerine sağcı bir aday getirerek tasfiye olmama çabasıdır bu. Türkiye’nin karşı karşıya olduğu tehlike dinci faşizan bir totaliter rejim ya da bunu bertaraf edip bir barış ve demokrasi ortamı sağlamaktır. AKP’nin kaybetmesi Türkiye’yi cennet yapmaz ancak cehennemin kapısından çevirir. Sol açısından daha demokratik bir sürecin önünü açacak bir aday üzerinden gidilmesi gerektiğini savunuyorum.

Muhalefet İçinde 5li Çete Eli Var

Soru yanıt bölümünde, muhalefetin son günlerde kendi içindeki tartışmalara ilişkin soruya yanıt veren Merdan Yanardağ, 5’li çetenin muhalefetin adayı konusunda bir müdahale girişimi içinde olduğunu ifade etti. Yanardağ, soruya şöyle yanıt verdi: “5li çete, AKP’nin kaybettiğini gördü, sonraki döneme etki etmek istiyor. Onun için de muhalefetin adayının belirlenmesine yönelik manipülasyon içine girdiler. ORC adlı anket şirketi de kimi gazeteciler de bunun bir parçası. Burada, özellikle de Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığının engellenmesine yönelik bir çaba son günlerde hız kazandı. Mansur Yavaş’ın adaylığının öne çıkartılması, bu yöndeki manipülatif anketler de bunun bir parçası. Bu aslında mevcut sistemin hiçbir aktörüne dokunmadan Erdoğan’sız bir AKP dönemine geçiş planı olarak görülebilir. İYİ Parti’nin de bu yöndeki eğilimleri dikkat çekici. Böyle bir süreç çoklu adaylığın yolunu açar mı sorusu da geliyor, kuşkusuz ki ihtimal dahilindedir. Ancak, bu konuda şunu söylemekle yenitelim, çoklu adaylık mevcut tabloda AKP’nin lehine, onun manipülasyon ve müdahale imkanlarını çoğaltan bir sonuca yol açar. O yüzden bugün doğru olan muhalefet içine yönelik bu hamleleri boşa düşürerek tüm toplumun arkasında durabileceği bir ortak adayla seçime girerek, bu rejimi ilk turda yengilgiye uğratmak olmalıdır”