Neo Faşizmin Geleceği: Amerikan Seçimleri

Anasayfa Analiz Neo Faşizmin Geleceği: Amerikan Seçimleri
Neo Faşizmin Geleceği: Amerikan Seçimleri

3 Kasım’da ABD Demokrat Parti adayı Joe Biden ve Cumhuriyetçilerin adayı şu anki Amerikan Başkanı Donald Trump’ın yarışacağı bir seçim olacak. Bu seçim, aynı zamanda dünya çapında Brezilya’dan Macaristan’a kadar yükselen neo faşizmin geleceği açısından da bir belirleyici olacak. Bu belirleyicilik, Amerikalıların Trump ile devam etmek isteyip istememesi gibi bir sandık denkleminde değil, kendisinin de birçok kez ifade ettiği şekilde seçimi kaybetmesi yönünde başkanlığı bırakıp bırakmayacağı meselesinde. Birçok kez posta sisteminin seçim için yeterli olmadığını bahane etmesi, yaptığı bütçe kesintileri ve en son posta sisteminin başına da yine kendi çevresinden birini ataması, seçimi bu şekilde sabote edeceği ihtimallerini gündeme getirdi. Bunun yanında, ABD seçimlerinin çok adımlı sistemi de Trump’ın farklı itirazlarla koltuğunu bırakmamak için her yolu deneyeceğini gösteriyor.

ABD gibi emperyalizmin merkezi olan bir ülkede, bir başkanın seçimle kaybettiği koltuğunu bırakmaması ihtimali, doğrudan etkisi görülen diğer neo faşist iktidarların başta olduğu ülkeler açısından, bunun da ötesinde temsili demokrasinin bugün kapitalist devletler açısından gerçekte ne kadar önemli, halk açısından da ne kadar yeterli olduğunu gösterecektir. Bu noktada, bugün Türkiye’de olduğu gibi ABD’de de birçok sosyalist, bu ihtimali ve verilebilecek gerçek cevabı konuşuyor.

‘Oy Vermek Yetmiyor’

Counterpunch.org yazarı Paul Street, ABD’de Trump tehdidinin sadece seçim sistemiyle savuşturulamayacağını savunanlardan: “Trump’tan -kendisinin ve faşist çekirdek tabanının nasıl tanımlandığı hoşunuza gitmese de birçok açıdan otoriter ve varoluşsal bir tehdit kendisi- ancak kurumsal, normal yolları aşacak, sokaklarda kitlesel ve uzun süreli bir direnişle mümkün. Bu, genelde ana muhalefetten duyacağınız bir şey değil. Demokratların asıl görevi genelde durum ne kadar kötüye giderse gitsin olsun insanları sokaktan uzak tutmak olarak görülüyor. “En iyi protesto biçimi”, neoliberalizmin pasif kahramanı ve düşük enerjili Barrack Obama’nın vurguladığı giib “oy vermek”. Hayır. “Oy vereceğim” cümlesi içinde bulunduğumuz dönemin ya da yapılması gerekenlerin sınırlarında bile değil. Gerçekten yapılması gerekenlere yönelik bir şey bile değil. Okurlarıma ne kadar fazla Siyah Yaşamlar Değerlidir eyleminde mükemmel “yerel polise bütçe vermeyi bırakın” talebinin dışındaki tek sloganın “oy verin” olduğunu anlatamam. Tabii ki milyonlarca insan iki dakikalarını ayırıp Trump’ın kaybetmesi için oy vermeli. Fakat tekrar tekrar söylenmesi elzem: Oy vermek ondan kurtulabilmek için yeterli değil. En iyi protesto biçimi gerçekten protesto etmektir ve bu spesifik, hayati seçim sürecinde, kitlesel eylemler seçim sürecinin düzgün işlemesi için bile önemli, ki bu da sahiplerimizin, efendilerimizin sorunlu parti sistemi içerisinde karşılaşabileceğimiz bir sıkıntı. Ve Faşizmi Reddetmekte denildiği gibi bu eylemler hemen şimdi, en kötü senaryolarla yüzleşmemek için her şeyin önüne koyacak bir arzuyla yapılmalı. İhtiyacımız olan, seçim günü darbeyle karşılaşmamak için devasa büyüklükte, kitlesel bir birleşik cephe ve ulusal çapta koordine edilmiş bir demokrasi hareketi.”

Trump’ın Paramiliter Ordusu

Ünlü filozof Noam Chomsky de geçtiğimiz günlerde truthout.org sitesine yaptığı röportajda, Trump’ın iktidarını herhangi bir şekilde bırakmak istemediğini vurguladı. İki eski Amerikan Generalinin pentagona “Trump’ın görevini bırakmaması durumunda 82. Hava Ordusunu Beyaz Saraya indirip onu oradan çıkarmak sizin göreviniz” çağrısı yaptığı mektubu da hatırlatan Chomsky, şu an ABD’de Trump’ın güvendiği tek şeyin posta servisini baltalamak ya da seçim sistemindeki boşlukları zorlamak olmadığını da söyledi. Daha önce Washington’da ve Portland’da yaşanan Siyah Hayatlar Değerlidir eylemlerini şiddetle bitirmek konusunda ordunun sözünü dinlemeyeceğini düşünerek ileri sürdüğü BOTRAC isimli kendi özel paramiliter ordusunun bu seçim döneminde de sarılacağı silahlarından biri olabileceği konusunda da uyardı.

BOTRAC, beyaz üstünlüğü savunucularından oluşan silahlı bir yapı ve ABD’de 2019 yılında yapılan terör eylemlerinin neredeyse tamamı bu örgüte ait. FBI ve Ülke Güvenliğinin, ülke için en önemli iç tehditlerden biri olarak gördüğü örgüt için Chomsky, Trump’ın seçimi kaybetmesi durumunda seçim bölgelerini terörize edecek ve olası eylemlilikleri bastıracak güç olarak görüyor.

Yanıtla