SOL Parti, Ankara-Mamak’ta Halk Buluşması Gerçekleştirdi

SOL Parti, Ankara-Mamak’ta Halk Buluşması Gerçekleştirdi

SOL Parti Mamak İlçe Örgütü, 24 Nisan Pazar günü Mamak’ta bir Halk Buluşması gerçekleştirdi ve Halk Kürsüsü kurdu. Reel siyaset düzleminde ve düzen siyaseti içerisinde emekçi halkın kendi sözünü söyleyebilmesinin mümkün kılınmadığı koşullarda SOL Parti, memleketin birçok yerinde Halk Buluşmaları yapıyor ve kürsüler kuruyor. Bu kürsülerde halk kendi sorunlarını ve düşüncelerini ifade ediyor.

Ankara-Mamak’ta yapılan Halk Buluşması SOL Parti Başkanlar Kurulu Üyesi Önder İşleyen’in konuşmasıyla başladı. Önümüzdeki 1 Mayıs’ın hem iki yıldır alanların boş kalmasından hem de Türkiye’nin bir viraja doğru ilerlemesinden dolayı oldukça önemli olduğunu, emekçi sınıfların kendi taleplerini yüksek sesle haykıracağını belirten İşleyen “Bizim sokaktaki varlığımız, kendi gücümüzü gösterme meselesi değil; Türkiye toplumunun sabredecek, bekleyecek tek bir anının kalmadığını ortaya koymak anlamını taşır. Bu 1 Mayıs’ı değiştirmenin ancak bir iradeyle, toplumsal bir mücadeleyle işaret fişeğini atacağımız bir uyanış mitingleri olarak düşünebiliriz. Sarsılmaya, kendimize gelmeye ve bütün toplumu da bu uyanışa davet ederek bir mücadeleye sevk etmeye ihtiyacımız var. Eğer gerçekten başaracaksak bunun başka bir yolu yok. O yüzden bütün gücümüzle, enerjimizle, coşkumuzla, umudumuzla ve elbette ki siyasetimizle 1 Mayıs alanlarını doldurmak zorundayız. ” ifadeleriyle 1 Mayıs çağrısında bulundu.

Sonrasında ise Türkiye’deki mevcut düzenin bir değerlendirmesini yapan İşleyen; AKP iktidarının açık bir yenilgiyle karşı karşıya olmadığını ve hem devletin hem toplumun bütün mekanizmalarında gücü olduğunu, düzen muhalefetinin de emekçi halkın gerçek taleplerine yanıt üretemediğini, toplumun düzenin değişme umuduna sahip olmadığını ifade etti. Bunlara karşılık yalnızca sosyalist solun değiştirici gücü olduğuna işaret eden İşleyen “Toplumun bu kadar sınıfsal olarak ayrıştığı noktada, yani bir avuç sömürücünün bir tarafta, toplumun tümünün başka bir tarafta olduğu bu kadar açık bir sınıfsal ayrışma varken; siyasetin kimlikler etrafında toplaşmaya devam ettiği, Türkiye’deki muhalefetin siyasetinin TÜSİAD’ın planlarına bağlı olduğu, emperyalist merkezlerin, uluslararası sermayenin planlarını gerçekleştirmek üzere harekete geçtiği bir tabloda değişimi gerçekten gerçekleştirilebilecek bir siyaset gerekiyor. O yüzden görev sosyalistlere düşüyor.” sözleriyle ülkeyi tek adam rejiminden kurtaracak iradenin inşa edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

“Kadın kendini toplumun her alanında var edebilir”

Sonrasında ise kadınların yaşadığı sorunları ve taleplerini dile getiren Nuran Kesiktaş şu ifadeleri kullandı: “Kadınlar; erkeklerle aynı işleri yapmasına rağmen emeğinin karşılığını alamıyor. Bir canlı dünyaya getirebilmesine rağmen bu kutsallık hor görülerek kadının sadece ve sadece cinselliği öne çıkarılıyor, bu hoyrat bir şekilde topluma lanse ediliyor. Dini sebepler öne sürülerek şekli ve şemali değiştiriliyor. Evlerde hiç görülmeyen bir emek olan ev emeği yok sayılıyor. Ve bunlar gibi bir dünya sorun var. Kadın tabii ki toplumdan ayrı düşünülemez.

Mühim olan kadının evinden çıkarılarak sokakta kendini ifade edebileceği, işyerinde, tarlasında okulunda her yerde kendini ifade edebileceği bir alanının olması. Yaşadığımız sorunlar çözümsüz değil, hepsinin çözümü örgütlenmekten geçiyor aslında. Her anlamda örgütlenirsek; kadını evden dört duvarının arasından, onu daraltan, onu yok sayan, yeteneklerini kısıtlayan alandan dışarı çıkardığımız anda kadın kendini var edebilir. Bunun için siyasi partilere, sendikalara, bütün örgütlere çok büyük iş düşüyor.

Biz kendimize de güveniyoruz. Her yerde bizim önümüze konan setleri bir bir yıkmamız halinde kadınların yeşerip de çoğalacağına inanıyorum. Çözüm soldadır, sosyalizmdedir. Kadınlar mücadeleye katılabilmeli, partilere, derneklere, sendikalara girmeli, hayatın her alanında var olmalılar. 1 Mayıs’ta da alanda olmalılar.”

“Emekliler olarak haklarımızı örgütlü mücadeleyle alabiliriz”

Daha sonra kürsüye emeklilerin ülkedeki durumunu ifade etmek için çıkan Yusuf Karacakale, taleplerini de şu ifadelerle dile getirdi:

“Biz emeklilerin haklarını mücadeleyle alabileceğine inanıyoruz, bu yüzden alanlarda, sokaklardayız. Mitingler yapıyoruz, basın açıklamaları yapıyoruz. Emeklileri örgütlemek için çalışıyoruz. Ne kadar örgütlenir, ne kadar güçlenirsek, bilinçli ve cesaretli hareket edersek o kadar kazançlı çıkacağız bu ülkede. Çünkü onlar vermeyecek, ancak biz mücadeleyle alacağız. Birleşerek, bir araya gelerek, örgütlü bir şekilde alacağımıza inanıyorum. Ayrıca diğer insanları da yanımıza katacağımıza inanıyorum. Biz bütün emeklileri mücadeleye katmak için elimizden geleni yapıyoruz, bunu için parklara, kahvehanelere, sokaklara gidiyoruz.

Ülkemizi sattı bitirdiler, yedi bitirdiler, bizler zamların altında ıstırap çekiyoruz. İnsanca yaşamaya yetecek ücreti hiç kimseye vermiyorlar. Ne emekliye, ne işçiye, ne memura, ne de asgari ücretliye. kaşıkla verip kepçeyle alıyorlar. Yaptıkları tek şey zamlar getirmek ve vergi toplamak.”

“AKP iktidarının gençliğe bir gençlik borcu var, fakat bu borcun kendi kendine ödenmeyeceği de su götürmez bir gerçektir”

Son olarak SOL Genç üyesi Ali Yılmaz ise gençlerin karşı karşıya kaldığı sorunlara ve çözüm önerilerine dair fikirlerini kürsüden dile getirdi:

“Bizler Üniversite sınavında soruları, emeği çalınan, eşit olmayan eğitim sistemine rağmen rekabet etmesi istenen, iktidarın siyasal İslamcı politikaları yüzünden eğlenmesi bile imkansız hale getirilen ya da direkt geceleri bir yerde müzik dinlemesi bile yasaklanan, 850 TL gibi günümüz şartlarında hiçbir karşılığı olmayan bir sefalet kredisine mahkum edilerek, yurtlarda içinden kıl çıkan yemeklere reva görülerek, aynı siyasal düzene hizmet eden düzen partisi belediyelerin ulaşım fiyatları yüzünden bulunduğu şehri bile gezemeyen, kampüsünün bütün özerk demokratik hakları ve iletişim kanalları ellerinden alınmış ve kampüsüne yabancılaşmış, hatta ortada sosyal bir kampüsün dahi inşa edilmediği iş merkezlerinde sözde “eğitim gören” okulundan bilim namına ne varsa tasfiye edilmiş, nitelikli hocaları ihraç edilmiş bir gençliğiz.

AKP iktidarının gençliğe bir gençlik borcu var, fakat bu borcun kendi kendine ödenmeyeceği de su götürmez bir gerçektir. Gençliğin yakasına yapışmış bu illeti biz gençlerin bir arada durarak, sağın alternatifi sağ olamaz diyerek, sadece AKP’yi değil onun yarattığı siyasal İslam, neo-liberal sermaye, popülizm, mafyatik ilişkiler gibi gerçekleri de beraberinde yok edeceğiz.”