SOL Parti Zeytinliklerin Yağmalanmasına Karşı Dava Açtı

SOL Parti Zeytinliklerin Yağmalanmasına Karşı Dava Açtı

Bu ayın başında Resmi Gazete’de yayınlanan yeni yönetmelik değişimi ile zeytinlik sahaları madencilik faaliyetlerine açıldı. Ülkenin doğasını sermaye yağmasına açan bu düzenlemeye karşı SOL Parti harekete geçti.


“Zeytinin, toprağın, tohumun hakkı ve memleketin geleceği için yağma ve talanı reddediyoruz” diyerek açıklama yapan SOL Parti, düzenlemenin iptali için dava açtı. Dava süreci için açıklama yapan SOL Parti, enerjide çözüm için fosil yakıtlar ve zeytinlik yağmasının çözüm olmadığını işaret ederek kamulaştırma çağrısında bulundu.
Açıklamanın tamamı şu şekilde:


AKP iktidarının emperyalist sisteme olan bağımlılığının ağır sonuçlarını yaşamaya devam ediyoruz. 1 Mart 2021’de Resmi Gazete’de yayınlanan Maden Yönetmeliği değişikliğine göre, “ülkenin elektrik ihtiyacını karşılamak üzere” zeytinlik sahası madencilik faaliyetleri açılacak.


Yağma ve talanın önünü açan bu yönetmeliği REDDEDİYORUZ! Zeytinin, toprağın, tohumun hakkı ve memleketin geleceği için, bu yönetmeliğin iptali için DAVA açtık; bu davayı memleketine sahip çıkan herkesle birleşerek her bir zeytin ağacını kararlılıkla savunacağız.


Yoksullaşma, İnsansızlaşma, Topraksızlaşma ve Ekolojik Yıkıma HAYIR


Bu düzenleme her ne kadar zeytinlik alanların taşınmasıyla ilgili görünse de aslında ülkenin tüm tarımsal alanlarında uzun yıllardır yaşanan bir yoksullaştırma, insansızlaştırma ve ekolojik yıkımın devamıdır. 1939 yılında, birinci dünya savaşı koşullarını, kıtlığı yaşamış Türkiye, 3573 sayılı kanunla zeytin sahalarını koruma altına almıştır. Ancak, bugün sermayenin aç gözlü saldırısının sonucu olarak bu koruma tümüyle kaldırılmaktadır.


Enerjide Çözüm Fosil Yakıtlar ve Zeytinlik Yağması Değil KAMULAŞTIRMADIR


Enerji Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, ülkemizin enerji krizi içinde olduğu ve bu krizin aşılması için de kömür üretiminin önünün açılmak istendiği vurgulanmıştır. Oysa, Türkiye’de enerji krizinin sorumlusu olan fosil yakıtlara dayalı olarak tercihlerde bulunmak, enerji krizini çözemez. Diğer yandan da enerji krizini çözmek için kamulaştırma gibi köklü adımlar atamayanlar, gıda krizi ve kıtlığı tetikleyecek nitelikte adımlar atmaktadır. Atılan bu adım enerjinin teminin güvencesi olmayacağı gibi bu atılan adımda kamu yararı da bulunmamaktadır.


Yasama Yetkisi Şirketlere Devrediliyor


Anayasal açıdan zeytinlikleri düzenleyen özel bir kanun vardır. Bu kanuna aykırı olan Madencilik Yönetmeliği ile zeytinliklerin varlığının “zeytinlik saha” olarak değiştirilmesi Anayasa’nın 7. maddesine aykırıdır. Yasayı yönetmelik ile fiili uygulamalarla değiştiren ve bugüne kadar da Yatağan, Kemerköy, Tavas, Korkuteli, Balıkesir, Soma gibi sahalarda kömür çıkarmak için yaşanan zeytin katliamı toplumun hafızasındadır. Bu alanlarda şirketlere zeytincilik sahalarını boşaltmaya yönelik verilen izinlerin yasal güvence altına alınması, bu durumda kamu yararının görülmesi yasama yetkisinin şirketlere devredilmesi anlamına gelir. Egemenliğin kaynağı olan yasa yapma gücünün bu alanlarda faaliyet yürütmek isteyen şirketlere devri kabul edilemez.


Bu Yönetmelik İPTAL EDİLMELİDİR


Türkiye’de gıda, enerji, su, sağlık sorunları iç içe geçmiştir. Enerji konusunda atılacak adımlar, diğer sorun alanlarından bağımsız düşünülemez. Enerji bağımsızlığı ve egemenliği için Türkiye iklim adaleti perspektifine bağlı olarak, demokratik ve planlı bir strateji uygulaması gerekir. Bu strateji uyarınca da öncelikle de hukuka bağlı bir idarenin hayata geçirilmesi gerekir. Bu yönetmeliği düzenleyenlerin açık hukuku aykırılıktan haberdar olmadıkları düşünülemez. Olağanüstü koşulların varlığı ileri sürülerek, demokratik ve hukuka bağlı kuralların ilgasına yönelmek, yasa tanımaz bir yönetim anlayışı enerji ve gıda krizinin daha kökleşmesine ve derinleşmesine yol açar. Bu bağlamda da demokratik hukuk devletine bağlı bir yönetimin, yargı kararlarına bağlı olduğunu hatırlatma gereği duyuyoruz. Daha önce bu konuda bu konuda gerçekleştirilen yasa tanımaz adımların son verilmesi için derhal işlemlerin iptal edilmesi gerektiğini düşünüyoruz.