Sosyalist Aydınlar Çıkış Yolunda Olasılıklar ve Sorumlulukları Tartıştı

Sosyalist Aydınlar Çıkış Yolunda Olasılıklar ve Sorumlulukları Tartıştı

SOL Parti, Korkut Boratav, Merdan Yanardağ, Seyhan Erdoğdu, Nurcan Gökdemir, Bülent Forta ve İlhan Cihaner’in konuşmacı olduğu ‘Çıkış Yolunda Olasılıklar Sorumluluklar’ başlıklı bir panel düzenledi. MMO Kültür Merkezinde düzenlenen etkinlikte konuşmacılar, seçim sürecinin hangi koşullarda gerçekleşeceği, iktidar blokunun olası adımları, seçim güvenliği, muhalefet sathındaki çelişkiler ve adaylık tartışması gibi başlıkları tartışarak SOL’un önündeki olasılık ve sorumlulukları tartıştı.

SOL Parti Ankara adına açılış konuşmasını yapan Mehmet Soğancı hem konuşmacılara hem katılımcılara teşekkür ederek başladığı konuşmasında; “Gericiliğin ilmek ilmek örüldüğü insanımızın sefalet içerisinde bırakıldığı günlerde bu etkinliği gerçekleştiriyoruz. Tam da bu nedenle bu yeni süreç hem yenilenme hem de birlikte mücadele çağrısıdır. Bu soyut bir çağrı değildir.” sözlerini kullandı.

Etkinliğin moderatörlüğünü yapan Nurcan Gökdemir; “seçimin referandum niteliğinde olduğunu vurgularken “Benim esas merak ettiğim sorulardan biri gerçekten çıkış yolunda mıyız? Bu hal bizi çıkışa götürecek mi? Son 20 yılda sabıkası ortada olan bir iktidarla başa çıkabilecek bir güçte miyiz yoksa onların kaybediyor olduğu görüntüsü üzerinden bir kolaycılık içerisinde miyiz? Bütün bunları sorgulayacağız.” dedi.”

SERMAYEDEN YÜKSEK VERGİLER ALINMALI

Panele Zoom üzerinden katılan Korkut Boratav Türkiye’nin 6 yıldır planlı bir kriz içerisinde olduğunu, bu krizin sermaye kesimleri için değil yalnızca ücretliler için geçerli olduğunu ifade etti. Boratav, bundan sonraki sürecin çok ciddi bir istihdam küçülmesi ve işsizlik getireceğini, muhalefetin önündeki planın ise kemer sıkma ve IMF olduğuna işaret etti. Boratav, gelecekte solun önüne alması gereken programın, son 6 yılda kar eden sermaye kesimlerinden yüksek vergiler alınarak emekçilerin kayıplarının telafi edilmesi gerektiğini söyledi.

5’Lİ ÇETE MANSUR’U PARLATIYOR

Ardından söz alan Merdan Yanardağ, tüm dünyada aydınlanma devriminin bitmediğini, Türkiye’nin de yarım kalmış devriminin yıkılma ya da bir yeniden kurulma aralığında olduğunu ifade etti. Yanardağ; “Cumhuriyet devrimi yarım kalmış gericilikle hesaplaşmasını tamamlayamamış bir devrimdir. Geçen yüzyıldan kalan sorunlarını artırarak ona yeni sorunlar ekleyerek o sorunları biriktirerek 21. yüzyıla taşımış bir ülke. Cumhuriyet devrimi Fransız devriminin doğu topraklarında bir yorumu ve biçimiyse her yarım kalan devrim gibi kendi mezar kazıcılarını hazırlamıştır.

Türkiye’nin karşı karşıya olduğu tehlike dinci faşizan bir totaliter rejim ya da bunu bertaraf edip bir barış ve demokrasi ortamı sağlamaktır. AKP’nin kaybetmesi Türkiye’yi cennet yapmaz ancak cehennemin kapısından çevirir. Sol açısından daha demokratik bir sürecin önünü açacak bir aday üzerinden gidilmesi gerektiğini savunuyorum.

CUMHURİYET DEĞERLERİ OYLANACAK

Seyhan Erdoğdu, Türkiye’nin yaşadığı krizlerin dünya ile paralel olduğuna işaret ederek, kapitalizmin neoliberalizmin krizine yönelik çözümlerini AKP’nin kapasitesiyle karşılaştırdı. Erdoğdu, seçimlerde sıradan bir rejim sisteminin değil laik ve bağımsız nitelikleri olan bir cumhuriyetin oylanacağını söyledi.

“İslami referanslara dayalı bir hukuk sistemi geldiği zaman laik bir cumhuriyetin tüm temellerinin kalkacağı ortada. İktidar bunu yapmak için finansallaşmış sermayenin desteği, siyasallaştırılmış islam ve doğrudan baskıları kullanıyor. Tüm dünyada yöntem aynıdır. Bolsonaro da Brezilya’da sermaye sistemi, evangelist kilise ve baskıyı kullanıyor. Bütün bu otoriter rejimler ekonomik milliyetçilik adı altında küresel kapitalizmin doğasına dokunmadan kuruluşlarına karşı çıkar.

Kadın mücadelesi bu süreçte ciddi bir rol oynayacak. Kadın hareketinin el birliği ile ortaklaştığı bir nokta aydınlanmacı laik bir cumhuriyete sahip çıkmaktır. Muhalefetin kadın ve bakım emeği konusunda yeni politikalar üretmesi gerek.”

NEYİN GELECEĞİNİ BİLMİYORUZ

Erdoğdu’nun ardından söz alan İlhan Cihaner, iktidarın 2015 seçimleri sürecinde yaptıklarını hatırlatarak bugün seçim dışı taktiklerinin marjinal fayda sağlayamayacağını ifade etti. 6’lı masanın sağcılığına solun müdahale etmesi gerektiğine de işaret eden Cihaner; “Geçiş döneminin içindeyiz fakat Gramsci’nin dediği gibi henüz daha geleni bilmiyoruz. Demokrasi ve siyaset yalnızca sandığa ve adaya sıkışmış durumda.

16 Temmuz sonrası çıkan OHAL kararnamelerinin neredeyse tamamı yasa oldu Türkiye süreklileştirilmiş bir OHAL süreci yaşıyor, Türkiye’nin iç dinamiklerine yansıtılabilecek çatışma potansiyelleri var. Ben o yenilemez sihrinin artık bozulduğunun ve sorumluluğun muhalefette olduğu kanaatindeyim.

2018’de bile zaten yüzde birlik farkla bitmiş bir seçim var. Daha çok cumhurbaşkanlığı seçimine odaklanılmış durumda fakat parlamento seçimleri için de geniş kesimleri ikna edecek bir program da parlamentonun önüne konulmalı.”

SÜREÇ SOSYALİST GÜÇ BİRLİĞİ İÇİN BİR FIRSAT

Cihaner’in ardından söz alan Bülent Forta, muhalefetin toplumsal talepleri dışlayan bir siyaset yaptığını ve bu yolun Türkiye’yi geçiş döneminin ardından daha iyi bir duruma getiremeyeceğini ifade etti. Forta, HDP ve CHP’nin laiklik, yoksullaşma gibi en temel konularda dahi kesin ve talep temelli bir programları olamadığını, muhalefetin bu iki kanadının mümkün mertebe kitleselleşmekten kaçtığını söyledi. Sosyalistlerin kendi güçleriyle mücadele ederek ikili süreçte mücadeleyi önceleyebileceğini ifade eden Forta, sürecin Sosyalist Güç Birliği için bir fırsat olduğunu söyledi:

“Değişimin olmadığı yerde çürüme başlar. Bu çürümeyi bugün her yerde görüyoruz. Yıkılacakları konusunda kuşkuya düşmemek gerekiyor. Ama bu kolay olmayacak. Bütün bunlar ortadayken Sosyalist Güç Birliği açısından ciddi bir fırsat var. HDP’nin barajından adaylara hep bir ahlaki baskı altında kaldık. Bugün böyle bir baskı yok. Herkes iktidarın değişmesi konusunda hem fikir. Herkes kendi janrından buna göre siyasetini yapabilir. Parlamentoda ise HDP bile aslında kendini sosyalistlerdense liberallerle birleşmeye daha angaje görüyor. Dolayısıyla bu süreç kendi öz gücümüzle hareket edebilmemiz için bağımsız hareketimiz için tohum gibi dökülme şansı veriyor.”