Türkiye’nin Enerji Krizi -1 (Dosya)

Türkiye’nin Enerji Krizi -1 (Dosya)

Enerjide dışa bağımlılığı ve ekonomik krizle birlikte artmaya devam eden enerji zamlarını, SOL Parti Enerji Çalışma Grubu üyesi Oğuz Türkyılmaz ile konuştuk. Bu yazı, enerjide dışa bağımlılığın ve yarattığı ekonomik ağırlığın sebeplerine değinen röportajın ilk bölümünü içermektedir.

Dünyanın birçok yerinde enerji krizi yaşanıyor. Doğal gaz fiyatları artıyor, elektrik tüketici fiyatları zamlanıyor. Bu bir yandan milyonlarca insanın elektriksiz kalmasına sebep oluyor. Diğer yandan elektrik üretiminde kömüre yönelimi artıyor. Fakat kömür bir başka krizi, iklim krizini derinleştiriyor. Bu anlamda enerji krizi gerek hükümetlerin gerekse de sermayedarların iklim krizinin çözülmedeki yetersizliğini, bir çıkmazı da görünürleştiriyor. Yani elektriğin kim için, hangi ilkesel yaklaşımlar esasında ve nasıl üretileceği, iletileceği ve dağıtılacağı konusunun önemi artıyor.

Bu çerçevede öncelikle enerji krizinin ortaya çıkış sebeplerini farklı boyutlarıyla nasıl tarif edebiliriz?

Enerji kullanımı olmazsa olmaz ve vazgeçilemez insan haklarından biridir. Enerji ihtiyacının karşılanması da bir kamu hizmetidir. Dünyanın küreselleşme sürecine girmesiyle birlikte, sermaye iktidarları tarafından uygulanan neoliberal politikalar sonucunda; elektrik enerjisinden yararlanmanın vazgeçilemez bir insan hakkı olduğu gerçeği yok sayılmıştır. Elektrik temini, kamu kuruluşları eliyle verilen bir hizmet olmaktan çıkarılmış ve bir piyasa faaliyeti haline getirilerek ticari bir meta haline dönüştürülmüştür. Enerji sektörü, kamusal bir düzlemden çıkartılarak özel tekellerin kâr egemenliğine teslim edilmiştir. Sermaye birikim rejiminin sınırsız büyüme eğilimi ile birlikte ortaya fosil kaynaklara dayalı, yüksek karbon emisyonlu, çevreye yıkıcı etkileri olan bir yapı çıkmıştır. Bu yapıda, tekellerin fosil yakıt üretim ve tüketimini temel alan ve hızlı arttıran politikaları sonucu ;  küresel ısınmaya da  yol açan sera gazı salımları ve ekolojik yıkım, dünyayı tehdit eder bir konuma gelmiştir. Bu politikaların bir diğer sonucu, enerji yoksulluğu ve yoksunluğunun dayanılmaz bir boyuta ulaşmış olmasıdır. Bu yapı artık sürdürülemez bir noktaya gelmiştir

TEKELLERİN FOSİL YAKIT TEMELLİ POLİTİKALARI NEDENİYLE KÜRESEL ISINMAYA YOL AÇAN SERA GAZI SALIMLARI ARTIYOR

Bugün, insanlığın karşı karşıya kaldığı en ciddi tehlike küresel iklim krizi. Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneline (IPCC) göre karbondioksit oranındaki artışın temel nedeni ise fosil yakıt kullanımı. Küresel ısınmaya yol açan sera gazı (karbondioksit, metan, su buharı, ozon, azot oksit vb) salınımlarının yüzde 71’lik bir bölümü enerji sektöründen kaynaklanıyor.

Petrol, gaz ve kömür tekellerinin çok etkin olduğu günümüz dünyasında, birincil enerji tüketiminde de; tüketim içinde fosil yakıtların payında da,  kayda değer bir azalma yoktur.  IRENA’nın, dünyada yenilenebilir enerjinin durumunu ve gelişimini inceleyen “Global Status of Renewables 2021” raporuna göre, 2009-2019 yılları arasındaki on yılda, dünya birincil enerji arzı kaynakları içinde fosil yakıtların tartışmasız egemenliği sürmüş ve payı yalnız binde bir azalarak 2019’da yüzde 80,2 olmuştur. Yenilenebilir enerji kaynaklarının toplam birincil enerji arzındaki payı yüzde 15’e bile ulaşamamıştır.

Fosil yakıt kullanımından hızla uzaklaşılmadığı takdirde, sanayi devrimine göre günümüzde 1,2 º C olan küresel ısınmanın, yüzyıl sonunda 1,5 ºC hatta 2,0 ºC ile sınırlandırılması mümkün olamayacaktır.

Tüm dünyayı etkileyen Covid 19 salgınından dolayı uygulanan kısıtlamaların kısmen de olarak kaldırılması ile; başta ÇHC, Hindistan ve Uzak Doğu ülkeleri olmak üzere, birçok ülkede ekonomide hareketlilik ve sınai üretimde yoğunlaşma ve artışlar başladı.  Geçen yıl, salgın nedeniyle satışları daralan kömür madencileri üretimleri kısmış, kömürcüler de sıvılaştırılmış doğal gaz üretici ve satıcıları da; stoklarını en alt düzeyde tutmuştu. Sanayi kuruluşlarının hızlanan üretimleri, enerjiye olan talebi arttırınca, fiyatların çok daha artacağı iddiasıyla sahneye çıkan spekülatörler ve manipülatörler, ortalığı kızıştırarak fiyatların hızla yükselmesine imkan veren bir ortam yaratılar. Sahnelenen oyun büyüktü. Yaşanan talep artışı, bu kadar yüksek fiyat artışlarının, tonu 70 dolar olan buhar kömürünün fiyatının 3.5.-4 kat artarak 250-280 dolar/ton olmasını, gaz fiyatlarının ise 5-10 kat artmasının gerekçesi olamazdı. Fiyatların, çok kısa sürede bu kadar hızla yükselişi, bu yükselişten yararlananların yalnızca spekülatörler, simsarlar vb. olmadığı, daha büyük güçler ve kurumlar olabileceğine işaret etmekte.

Ülkemizde yurttaşların artan vergiler ve temel yaşam gereksinimlerine yansıyan zamlar nedeniyle epeydir zorluk yaşadığını biliyoruz. Faturalar birçokları için ödenemeyecek kadar yüksek. Toplumun en yoksul kesimlerinin enerjiye erişimi olmadığı da biliniyor. Yani aslında bir enerji yoksulluğundan söz edebiliriz. Dünyadaki enerji krizinin Türkiye’ye etkisi nedir, bu kışı nasıl geçireceğiz?

Türkiye’de üç enerji hammaddesinin, kömür, petrol, doğal gaz ve elektriğin; fiyat artışlarının ortak ve farklı nedenleri var.

-Yerli kömürün fiyatı maliyeti, üretim maliyetlerinin artması nedeniyle,

-İthal kaynaklar olan ithal kömür ve doğal gazın fiyatları, satıcıların yaptığı spekülatif fiyat artışları ve dövizle ithal edildiği ve TL  yabancı paralar karşısında hızla değer kaybettiği için,

-Petrolde ise yukarıdaki nedenlere ek olarak ürün satış fiyatına eklenen yüksek vergilerden dolayı,

-Elektrikte ise, elektrik üretiminde bu sene payları yarıya yaklaşan ithal kömür ve doğal gaz maliyetlerindeki yükselişin etkileri, özel elektrik şirketlerine YEKDEM, yüksek fiyatlı alım garantileri vb. aktarılan ve elektrik faturalarına yansıtılan yüklü tutarlar ve özel elektrik dağıtım şirketlerin yurttaşlardan tahsil ettiği ve nasıl hesap edildiği anlaşılmayan yüksek dağıtım hizmeti bedelleri

Bu durumda, dünyadaki enerji krizinin ülkemizdeki enerji maliyetlerine yansımalarının şöyle olması beklenebilir:

1.İthal kömürün girdi olduğu sanayi dallarında üretim ve ürün maliyetlerindeki artışların sarış fiyatlarına eklenmesi

2.Petrol fiyatlarının artış nedeniyle petrole dayalı sanayi ürünlerinin ve benzin, mazot vb. ürünlerin fiyatlarındaki artışlar

3. Milyonlarca yurttaşların konutlarda mutfak, sıcak su ve ısıtma için kullandığı doğal gaz faturalarında yükseliş

4.Elektrik üretimde kullanılan yerli ve ithal kömür ve doğal gaz fiyatlarındaki artışın yanı sıra dövize endeksli alım desteklerinin neden olduğu maliyet artışı

Elektrik üretim ve ticareti faaliyetinde bulunan şirketlerin üyesi olduğu Elektrik Ticareti Derneği Başkanının elektrik fiyatlarını %45 oranında artması gerektiği, Ekim başında yapılması planlanan ancak son dakikada ertelenen %15’lik zammın geciktirilmemesi talebi, elektrikte yeni zamların habercisi.

Her ne kadar Türkiye’nin doğal gaz alım fiyatları, Avrupa ülkelerindeki gibi yüksek oranda artmasa da, bugüne değin tüm tüketici gruplarına gazı alım maliyetlerinin altında satan ve büyük zararları üstlenen BOTAŞ’ın sübvansiyonu azaltması söz konusu. Ayrıca TL’nin döviz karşısında değer kaybı da var.

Bu yıl içinde yurttaşların konutlarında kullandıkları elektriğin fiyatı yüzde 15, doğal gazın yüzde 17,8 arttı. 2019 Ocak-2021 Ekim arasında TÜFE yüzde 43,4 artarken, bu dönemde:

Fiyatı %70,4 oranında artan elektrikte fiyat artışı, enflasyondan %62,2 daha fazla
Fiyatı %67,2 oranında artan doğal gazda fiyat artışı %67,2.Bu oran da enflasyonun %,54,8 üzerinde.

Bu yılın ilk beş ayında, ödenemeyen faturalar nedeniyle, 1,2 milyondan fazla elektrik konut abonesinin,600 binden fazla konut doğal gaz abonesinin elektrik ve gazları kesilmişti. Aynı nedenle binlerce işyerinin de elektrik ve gazı kesilmişti. Bu karanlık tablo düşük gelir gruplarının zor bir kış geçireceğini işaret ediyor.

NE YAPILMALI?

Kimlerin nasıl ve ne ölçüde yararlandığı şeffaf olmayan   150 Kwh elektrik desteğinin 230 Kwh’a yükseltilmeli

Doğal gaz erişiminin olduğu bütün yerleşimlerde kömür yerine kullanım şekline (bireysel ısınma, merkezi sistem ısınma vb) ve bölgenin coğrafi ve meteorolojik özelliklerine göre belirlenecek miktarlarda ücretsiz doğal gaz desteği sağlanmalı

Bu desteklerden yararlanacakların seçimii şeffaf olmalı.

Konut tüketicileri için elektrik ve gaz da %18, suda %8 olan KDV  %1’e indirilmeli, doğal gazda ki ÖTV ,elektrikteki TRT ve enerji payı  kaldırılmalı, elektrik  dağıtım ve doğal gaz hizmet   bedellerini  oluşturan kalemler şeffaflaşmalı ve gözden geçirilmeli