Ülke OHAL Dahil Her Türlü Melanete Açık – Söyleşi

Ülke OHAL Dahil Her Türlü Melanete Açık – Söyleşi

Evrensel gazetesinin SOL Parti Başkanlar Kurulu Üyesi Önder İşleyen ile söyleşisinden alınmıştır.

AKP iktidarı yirmi yıl boyunca, emperyalizmin sömürü mekanizmalarına göre biçimlenmiş ekonomik bağımlılık ilişkilerini radikal bir biçimde derinleştirdi. Emperyalist-uluslararası tekellerin ve onların içerdeki işbirlikçilerinin yararına işleyen bir sömürü ve talan düzeni kamusal hizmetleri tasfiye edip özelleştirmelerle tüm kamu birikimlerini yağmalandı. Bu talan düzeni içinde AKP etrafında daha özel bir harami ilişkisi ve soygun ağı da kuruldu. Tek adam rejimi altında hukuk ve mevcut sistem içindeki kimi sınırlardan da bağımsızlaşarak sürdürülen bu politikalar ülkeyi tarihin en büyük krizlerinden birisine sürükledi. Gelinen aşamada Körfez şeyhlerinin krizi fırsat bilip memleketin üzerine üşüştüğü bir acizliktir.

Bugün de iktidar tam bir çıkmaz içinde halkın yoksulluğu ve açlığı pahasına bir ekonomi politikasını hayata geçiriyor. Artan yoksullaşma, gençler başta olmak üzere işsizliğin yaygınlaşması, ücretlerdeki erimenin yarattığı borçlanma sorunları her geçen gün büyüyor. Halkın en geniş kesimlerinin mevcut rejime karşı hoşnutsuzluğu artarken iktidar açısından tabana hakim olma ve ülkeyi yönetmek de giderek zorlaşmaktadır.

Bu ağır yoksullaştırma ortaya çıkaran politikalar her zaman daha olağanüstü yönetim biçimlerini gündeme getirmiştir. AKP’nin iktidarda kalabilme olanaklarının da her geçen gün azaldığı bu ortamda OHAL ve yeni baskılar altındaki bir baskın seçim olasılığı hesaba katılmalıdır. MGK’nın ekonomi politikalarını bir ‘milli güvenlik’ konusu olarak değerlendirerek devreye girmesi de bunun bir işareti olarak görülmelidir. Ancak bu şekilde bir tür ara rejimle ülkeyi yönetme hamlelerinin sonunun nerelere varacağı ise ayrı bir değerlendirme konusudur.

Parlamento muhalefeti ise bu olup biten karşısında kurallı ve uyumlu bir piyasa ekonomisi işaret etmenin ötesine geçemediğini görüyoruz. Bir tür ikinci Kemal Derviş nostaljisi ile ülkenin bu krizden çıkabileceği varsayılıyor hatta OHAL tartışmalarına itiraz da piyasa serbestliği üzerinden yapılıyor. Bu yaşanan kriz karşısında tam bir politikasızlık anlamına geliyor.

Bugün OHAL tartışmalarının da işaret ettiği asıl nokta emekçi halk için çok daha zorlu bir dönemin içine girdiğimiz gerçeğidir. Sosyalist SOL ve emekçi halk güçleri bu krize karşı yoksul halkın ve emekçilerin haklarını korumak üzere örgütlü ve birleşik bir direniş hattını inşa edemezse OHAL’den IMF denetiminde fiili bir OHAL altında sürdürülecek yeni bir kemer sıkma dönemine kadar ülke her tür melanete açıktır. Bunun için bugün sorumluluğumuz halkın bağrında yükselen isyanı hayatın her alanıda kamucu, halkçı bir çıkış politikası etrafında örgütlü bir direniş mücadelesine dönüştürmek olacak.